YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4063
KARAR NO : 2017/6294
KARAR TARİHİ : 16.11.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/02/2015 tarih ve 2010/514-2015/85 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin davalı şirket ortaklarından olduğunu, bilanço ve gelir-gider tablolarının müzakere edileceği ve yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin ibraları konusunun görüşüleceği 03/06/2010 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısının pay sahibi müvekkillerinin talebi ile 20/07/2010 tarihine ertelendiğini, 20/07/2010 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan 6, 7, 8, 9 ve 10 no’lu kararların hukuka aykırı olarak alındığını belirterek bu maddelerin iptalini istemiştir.
Davalı vekili, davacının dava dilekçesinde belirttikleri iddialarının kötü niyetli ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, maddelerin ve yapılan oylamaların hukuka uygun olduğunu, haksız ve somut dayanağı bulunmayan kötü niyetli davanın reddini, istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, 20/07/2010 tarihli genel kurulda alınan ve davaya konu yapılan maddelerin iptali şartlarının mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 16/11/2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
1- Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir.
2- Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar Dairemiz çoğunluğu tarafından da onanmıştır. Dairemiz çoğunluğunun görüşlerine, usulü sebeplerle katılmıyorum. Şöyle ki;
3- Davacı tarafça, davalı şirketin 20.07.2010 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptalini talep etmiş, davalı taraf ise davanın hukuki dayanaktan yoksun olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
4- Temel insan haklarına ilişkin olan ve Türkiye’nin de üyesi olduğu AİHS m. 6 da yer alan adil yargılanma hakkı, AİHM içtihatlarına göre, mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma hakkının bir gereği olarak karşımıza çıkmaktadır (AİHM …/…, 17 Ocak 1970). AİHM içtihatlarında, kararların sadece gerekçesiz olması değil, yeterli gerekçeyi içermemesi de adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilmektedir (AİHM …/…, 29.05.1997).
5- 1982 Anayasamızın 141/3 maddesinde de mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılması bir zorunluluk olup, aksi durum, söz konusu maddenin yanı sıra, adil yargılanma hakkına ilişkin 36.maddesine de aykırılık teşkil etmektedir.
6- Bunun dışında,6100 S. HMK’nın 294 ve 297 maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olması yasal bir zorunluluk ve kamu düzenindendir.
7- HMK m. 369/1 uyarınca, Yargıtay Kanuna açık aykırılık halini re’sen temyiz inceleme ve bozma sebebi saymıştır. Aynı düzenleme, 2004 öncesi bozma sebeplerine ilişkin 1086 S. HUMK’nın 439/2 maddesinde de “Mahkemei Temyiz iki tarafın iddia ve müdafaatiyle mukayyet olmayıp kanunun sarih maddesine muhalif gördüğü diğer esbaptan dolayı da temyiz olunan kararı nakzedebilir” şeklinde düzenlenmiştir.
8- Somut olayda, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de gerekçeli karar metninde karara gerekçe olarak sadece “Dosyamız …. …. …. Tic. Mah.ne gönderilmiş, bilirkişi heyetince sunulan “… A.Ş.nin 20/07/2010 tarihli genel kurulunda alınan kararlarda geçersizlik ya da ETK 381 madde anlamında iptal nedeni saptanmadığı”na ilişkin rapor dosyaya sunulmuştur. Talep, cevap, teknik raporlar, 2010 yılına ilişkin Genel Kurul toplantısında alınan kararlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Dava, davalı şirketin 20/07/2010 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında alınan 6, 7, 8, 9 ve 10 nolu kararların iptaline yöneliktir. Ayrıntılı ve gerekçeli olarak sunulan bilirkişi raporlarında da iptal talebi ve iptale konu gündem maddeleri ayrı ayrı tartışılmış olup, mahkememizce rapor karar vermeye el verişli görülmüştür. Tümüyle değerlendirildiğinde; dava 20/07/2010 tarihli genel kurulda alınan ve davaya konu yapılan maddelerin iptali şartlarının mevcut olmadığının kabulü ile davanın reddine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur” cümlelerinden ibaret olup, mahkemece gerekçeli karar metninde sadece, bilirkişi raporuna atıfta bulunulmuş olup, bilirkişi raporunun dahi davanın hangi gerekçeyle reddi gerektiğine ilişkin görüşü karar metnine alınmış değildir. Bu haliyle gerekçeli karar metni davanın neden reddine karar verildiğine ilişkin temyiz denetimine elverişli hiçbir gerekçe içermediğinden kararın öncelikle usulden bozulması düşüncesinde olduğumdan, karar metnindeki mevcut gerekçeyi yeterli gören Dairemiz çoğunluk görüşüne katılmıyorum.