Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2017/758 E. 2017/6140 K. 14.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/758
KARAR NO : 2017/6140
KARAR TARİHİ : 14.11.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/06/2015 tarih ve 2013/178-2015/258 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi ihbar olunan … vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.11.2017 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan dahili davalılardan asil … ve dahili davalılardan … vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, kurucu ortağı olduğu davalı şirketin ortaklarından bazılarının paylarını devrettiklerini, 01.05.2007 tarihli ortaklar kurulu kararıyla sermaye arttırımına gidildiğini, artırılan sermayenin tamamının davalı … tarafından taahhüt edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını, kendisinin de şirket sermayesinin arttırılması koşuluyla bazı paylarını …’a devrettiğini, TTK’nin 520. md. gereği şirketin pay defterine kaydı yapılmayan ortak …’ın ortaklık sıfatı bulunmadığını, ortak olmayan kişilerin sermaye arttırım kararına katılması nedeniyle sermaye artırma kararının geçersiz olduğunu ileri sürerek, 23.08.2006 tarihli hisse devrine ilişkin ortaklar kurulu kararı ile ortaklığa alınanların pay defterine kayıtları olmadığından ortaklık sıfatlarının bulunmadığının tespiti ile yine ortaklık sıfatı olmayan kişilerin katılımıyla alınmış 01.05.2007 tarihli sermaye artırımı ile ilgili ortaklar kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespitini, şirket ortaklarının 23.08.2006 tarihinden önceki kişiler olduğunun ve o tarihteki pay oranının geçerli olduğunun hüküm altına alınmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar ve vekili, şirketin ortaklar pay defterinin kuruluşundan beri olmadığını, TTK’nin 520. maddesindeki pay defterine kayıt hükmünün pay defteri olmadığı için yerine getirilemediğini, hisse devri ile ilgili ortaklar kurulu kararının geçerli olmaması halinde sermaye artırım kararının da geçerli olmayacağını savunmuştur.
İhbar olunan …, davalı şirketteki 10 hissesinden 3’ünü …’a, 7 hisseyi …’a devrettiğini, bu devir kararının 10.05.2006 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, bu nedenle davalı şirketle 10.05.2006 tarihinden sonra ilgisi kalmadığını, davalı …’a hisse devretmediğini, şirket ortaklarından …’e vekaleten sermaye arttırım kararına imza attığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, pay devri işleminin bütün koşulları tamamlansa bile bu pay devri ortaklığın pay defterine yazılmadıkça geçerlilik kazanmayacağı, şirkette kurulduğundan beri pay defteri olmadığından yapılan devir işlemlerinin baştan itibaren geçersiz olduğu bu nedenle şirketin 10.08.2005 tarihinde yapılan kuruluş tescil işlemine göre şirketin kurucu ortaklarının ortaklıklarının devam ettiği, sermaye artırım kararında ortak olmayanların da imzası bulunup yasanın aradığı çoğunluk bulunmadığından bu hususta alınan kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 01.05.2007 tarihli sermaye artırım kararına ilişkin ortaklar kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespitine, ortaklarının 23.08.2006 tarihinden önceki ortaklar olan …, …, … ve … olduklarının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, ihbar olunan … temyiz etmiştir.
1- Dava, pay defterine kaydedilmeyen limited şirket hisse devrinin geçersiz olduğunun tespiti ile ortak sıfatı bulunmayan kişilerle alınmış sermaye arttırımına ilişkin ortaklar kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Somut olayda, … aleyhinde usulüne uygun şekilde açılmış bir dava bulunmamaktadır. Yargılama sırasında mahkemece resen …’e dava ihbar edilmiş olup, … karar başlığında dahili davalı olarak gösterilip aleyhine hüküm kurulmuştur. Oysa, Türk hukuk sisteminde hüküm, sadece davada taraf olanlara yönelik olarak verilebilir. Bu kural uyarınca, dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen taraf, dava açıldıktan sonra ek bir dilekçe ile zorunlu dava arkadaşlığı dışında davaya dahil edilmez. HMK’nın 61 ve diğer maddeleri uyarınca ihbar olunan kimse davada davalı sıfatını kazanamayacağı gibi, bu kişi aleyhine hüküm de kurulamaz. Buna göre, aleyhinde davacı tarafından usulüne uygun açılmış bir dava olmadığı halde ihbar olunan aleyhine hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın ihbar olunan … yararına bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre ihbar olunan …’in sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hükmün ihbar olunan … yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, ihbar olunan …’in sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı ve davalılardan alınarak ihbar olunan …’e verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.