YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/10563
KARAR NO : 2017/15103
KARAR TARİHİ : 13.11.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İstihkak
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı vekili, ……İcra Müdürlüğü’nün 2014/5493 E sayılı dosyasında 22.08.2012 tarihli hacizle ilgili 3.kişi tarafından ileri sürülen istihkak iddiasının doğru olmadığını belirterek davanın kabulü ile 3. kişinin istihkak iddiasının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı 3. kişi vekili, müvekkilinin takip dosyasının borçlusu olmadığını, hacze konu malın mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalı şirketin takip tarihinden hemen sonra kurulduğu, davalı şirket yetkilisi Eray Köse’nin borçlu şirket yetkilisi Mehmet Köse’nin oğlu olduğu, her iki şirketin de faaliyet konusunun aynı olduğu, istihkak iddiasına konu malların haczi sırasında borçlu Mehmet Köse’nin kısmi ödemede bulunduğu, dosyaya sunulan fatura ve benzeri belgelerin her zaman temin edilebilecek belgelerden olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 22/08/2014 tarihinde yapılan haciz işlemi sırasında ileri sürülen istihkak iddialarının kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm davalı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nun 99. maddesine dayalı 3. kişinin istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı 3. kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-İstihkak davalarında, davanın değeri, hacizli malın değeri ile takibe konu alacak miktarından hangisi az ise ona göre belirleneceğinden, davada takibe konu alacak miktarı, hacizli malın değerinden daha fazla olduğu için, hacizli malların değeri üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının başlangıçta 1/4’ünün peşin olarak alınması gerekirken, maktu harç ile yetinilmiş; yargılama aşamasında mahkemece de eksik nispi harç ikmal ettirilmeksizin yargılamaya devam edilerek, davanın esası hakkında kabul kararı verilmiş; davacı alacaklı lehine de, tarife uyarınca nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Buna göre, eldeki istihkak davası nispi harca tabi davalardan olmasına rağmen, başlangıçta yatırılan maktu harç ile yetinilerek, mahkemece eksik nispi harç ikmal edilmeksizin yargılama bitirilip davanın esası hakkında karar verildiğinden davacı alacaklı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken anılan taraf lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir. Bu konuda, Dairemizin yerleşik uygulaması ve ……Kurulu uygulamaları da bu yöndedir.(HGK, 07.05.2014 tarih, 2013/17-1828 Esas, 2014/583 …. sayılı karar)
Ne var ki, belirtilen bu yanlışlığın giderilmesi yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden, 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle 3. kişi vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle vekalet ücretine ilişkin 3. kişinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın 5. bendindeki “Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 11. m. gereğince 5.081,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,” rakam ve sözcüklerinin çıkartılarak yerine “Davacı kendisini bir vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 500,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı 3. kişiden alınarak davacıya ödenmesine,” ibaresinin yazılmasına, hükmün düzeltilen bu şekli ile ONANMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 13.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.