YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4456
KARAR NO : 2017/6470
KARAR TARİHİ : 22.11.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24/11/2015 tarih ve 2015/115-2015/194 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, şirketin iki ortağının bulunduğunu, bu ortaklardan …’in 09/07/2002 tarihinden 22/06/2009 tarihine kadar şirketin müdürlüğünü yaptığını, 22/06/2009 tarihinde yapılan değişiklik ile şirketin yeni müdürünün diğer ortak olan …’in müdür olduktan sonra şirket hesaplarında yapmış olduğu incelemelerde diğer ortak …’in eşi … ile birlikte şirket hesabından kendi şahsi işleri için paralar aldığını ve şirket müşterilerinden yapmış olduğu baz tahsilatları şirket hesaplarına yansıttığını, kâr dağıtımı yapmadığını tespit ettiğini ve bunlarla ilgili olarak çeşitli davalar açtığını, bu bağlamda 15/08/2008 ve 25/08/2008 tarihlerinde müvekkilinin şirketin o zamanki şirket müdürü …’in eşi olan …’in müvekkil şirket müşterilerinden olan … A.Ş.’den toplam 153.733,71 TL tutarlı 14 adet çeki teslim aldığını, ancak bu çekler müvekkil şirket hesaplarına girmediğini ve davalılar tarafından kendi şahsi işlerinde kullanıldığını, … A.Ş. yetkilileriyle yapılan görüşmede ekli çek teslim bordrolarından da anlaşılacağı üzere … A.Ş. bu çekleri davalı …’e teslim ettiğine ilişkin çek teslim bordrolarını müvekkil şirketin sunduğunu, davalı … şirket müdürü sıfatıyla gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle, TTK m. 556 yollaması ile TTK 330-309 ile 336 maddeleri gereği müvekkilinin zararından sorumlu olduklarını, davalı … ise diğer davalı …’in eşi olup söz konusu tahsilatları yaparak malvarlığına dahil eden kişi olduğunu, davalı … davaya konu tahsilatları müdür sıfatını haiz olmaksızın ticari mümessil ticari vekil ya da seyyar tüccar memuru unvanıyla yaptığı için Borçlar Kanunun haksız fiil hükümlerine göre sorumlu olduğunu ileri sürerek, müvekkili şirket hesaplarına yansıtılmayan 153.733,71 TL’nin davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davaya konu çeklerin davacı şirketin borçlarının ödenmesinde kullanıldığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, şirket yöneticileri hakkında sorumluluk davasının açılabilmesi için, bu yönde alınmış bir ortaklar kurulu kararı bulunmasının gerektiği, bu husus dava şartı olduğu, davacı vekilinin işbu davanın sorumluluk davası değil alacak davası olduğunu beyan ettiği, genel kurul kararının bu dava için dava şartı olmadığını belirttiği, bu nedenle genel kurul kararının ikmali için süre verilmediği, dava şartının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkindir. Dairemizin bozma ilamıyla sorumluluk davası açılabilmesi için, bu yönde alınmış bir genel kurul kararının varlığının gerektiği, somut olayda bu yönde alınmış bir karar olmadığı ancak bu hususun davacıya mehil verilerek tamamlanabileceği belirtilmiştir. Mahkemece, davacı vekilinin 24.11.2015 tarihli duruşmadaki beyanları esas alınarak davacı tarafa bu yönde alınmış genel kurul kararını ibraz etmesi için mehil verilmeden hüküm kurulmuştur. Ancak HMK m.115/2 gereğince dava şartlarının noksanlığının tespit edilmesi durumunda noksanlığın giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için mahkemece kesin süre verilmesi gerekir. Somut olayda da davacı tarafa bu yönde alınmış kararı ibraz etmesi için kesin süre verilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken süre tanınmaması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Davacının davalılardan … aleyhine açılan davada verilen hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince, davacı tarafından davalı …’in davacı şirketin müdürü olmadığı ve şirketle hiçbir bağlantısının bulunmadığı iddia edilmiş olup bu kişi aleyhine haksız fiil hükümlerine dayalı olarak dava açılmıştır. Bu durumda, davalı …’in davacı şirketle bağlantısı araştırılarak şirket müdürlüğü görevinde bulunup bulunmadığı incelenerek şirketle bir ilgisinin bulunmaması halinde mülga 6762 sayılı TTK’nın 341. maddesi gereğince aleyhine sorumluluk davası açılması için genel kurul kararı alınmasına gerek olmadığından bu davalı yönünden de aynı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.