YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3964
KARAR NO : 2017/13757
KARAR TARİHİ : 25.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Kiralananın Tahliyesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
… A R A R
Davacı alacaklı 15.09.2000 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 27.05.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 2013 yılı bakiye kira alacağı 550,00 TL ve aylık 800,00 TL’den 2014 yılı Eylül ayından 2015 yılı Mayıs ayına kadarki kira alacağı toplam 7.750,00 TL’nin tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 15.06.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı kiracının takibe itiraz etmemesi üzerine takip kesinleşmiştir. Mahkemece, borçlu takibe itiraz etmediği gibi 30 günlük yasal süre içerisinde takip konusu kira borcunu da ödemediği, bu nedenle temerrüt şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve kiralananın tahliyesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen icra takibi nedeniyle tahliye istemine ilişkindir.
HMK nın 322 maddesi delaletiyle basit yargılama usulüne tabi olan davalarda da uygulama imkanı olan ve HMK nın 150. maddesi “Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf, yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.” düzenlemesine yer verilmiş olup, ilgili hüküm gereğince tarafların mazeret bildirerek duruşmaya gelememesi halinde mahkemece öncelikle mazeretin geçerli bir mazeret olup olmadığı hususu değerlendirilerek, mazeretin kabul edilip edilmeyeceğine ilişkin bir karar verilmesi ve mazeretin geçerli görülmemesi halinde hazır bulunan tarafın davayı takip edeceğini beyan etmesi halinde davaya devam edilir.
Somut olayda, davalı vekili 15.12.2015 tarihli celseye katılarak vekaletnamesini dosyaya sunmuş ve vekaletnamesini harçlandırmak için süre talep etmiştir. Mahkemece bir nolu ara karar ile davalı vekiline vekaletini harçlandırmak ve davaya ilişkin beyanda bulunmak, delilleri varsa delillerini sunmak üzere 7 günlük süre verilmesine karar verilmiştir. Bunun üzerine davalı vekili tarafından 16.12.2015 tarihinde vekaletname harçlandırılmış ve harç sureti dosya arasına alınmıştır. Davalı vekili 29.12.2015 tarihli celsede mesleki mazereti nedeniyle hazır bulunamayacağını belirterek mazeret dilekçesini ve buna ilişkin belgeleri dosyaya ibraz etmiştir. Bu durumda öncelikle davalı vekilinin mazeretinin geçerli bir mazeret olup olmadığı değerlendirilerek, HMK nın 322 ve 150 maddesi hükümleri çerçevesinde işlem yapılması gerekirken, davalı vekilinin vekaletnamesini süresinde harçlandırmasına ve mazeretini belgelendirmesine rağmen, davalı vekilinin kendisine verilen yasal süre içerisinde vekaletnamesini harçlandırmadığı gerekçesiyle mazeret talebinin reddi ile davalı vekilinin yokluğunda davaya devam olunması ve davanın esası hakkında karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK nın 428. maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK nın 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 25.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.