YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2447
KARAR NO : 2017/16628
KARAR TARİHİ : 13.12.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜMLER : Mahkumiyetlerine dair
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü;
Sanığın temyiz süre tutum ve ayrıntılı temyiz dilekçelerinin içeriğine göre, sanık sıfatı ile hakkındaki mahkumiyet hükümlerini temyiz ettiği anlaşılmakla yapılan incelemede;
1) Sanık hakkında hakaret suçundan kurulan hükümlere yönelen temyiz itirazlarının incelemesinde;
Hükmolunan adli para cezalarının 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarih ve 6217 sayılı Kanununun 26. maddesiyle 5230 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna eklenen geçici 2. madde uyarınca kesin nitelikte olduğundan sanığın temyiz itirazlarının 5320 sayılı Kanun’un 8/1. ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 317. maddesi uyarınca isteme uygun olarak REDDİNE,
2) Sanık hakkında müşteki Salim’i kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelen temyiz itirazlarının incelemesinde;
Tekerrüre esas mahkumiyet hükmü bulunan sanığın cezasının 5237 sayılı TCK’nin 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmemesi karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Müşteki Salim’i vücudunda kemik kırığı oluşacak şekilde silahla kasten yaralayan sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nin 86/1, 86/3-e ve 87/3. maddeleri uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, doğrudan TCK’nin 87/3. maddesi uygulaması ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabul ve uygulamaya göre ise;
b) Karşılıklı kavga şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın da yaralandığının anlaşılması karşısında, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği hususunda taraflar arasında farklı beyanlar bulunduğu, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.10.2002 tarih ve 2002/4-238 Esas – 367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediğinde şüpheli kalan bu halde sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Anayasa Mahkemesi’nin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi nedeniyle hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerle 6723 sayılı Kanunun 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13/12/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.