Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/6081 E. 2017/6268 K. 16.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6081
KARAR NO : 2017/6268
KARAR TARİHİ : 16.11.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01/02/2016 tarih ve 2014/342-2016/87 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14/11/2017 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, taraflar arasında 24/06/2009 tarihinde akdedilen genel türev işlemleri çerçeve sözleşmesi, bankacılık hizmetleri sözleşmesi, yatırım araçları alım satım ve aracılık çerçeve sözleşmesi, mevduat rehni sözleşmesi ve sermaye piyasası araçları muhafaza işlem çerçeve sözleşmesi ile davalı bankanın aracılığı ile davacının uluslararası altın alım satım işlemleri gerçekleştirildiğini, sözleşme gereği telefon aracılığı ile alım satım işlemlerinin bankaya iletildiğini, alım satım gerçekleştikten sonra işleme ait dekontların kesin mutabakat için davacının imzasına sunulduğunu, mutabık kalınmayan dekontların davacı tarafından imzalanmadığını, ayrıca bankanın talepleri zamanında işleme koymaması nedeniyle davacının zararına yol açtığını, yapılan işlemlerin SPK düzenlemelerine aykırı olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL’nin tahsilini istemiş, davacının imzalamadığı dekontlara ait işlemler nedeniyle uğranılan zararın işlem tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline ve tespit edilecek munzam zararın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yapılan işlemlerin, davacının banka ile imzalandığı Genel Türev işlemleri Çerçeve Sözleşmesi kapsamında forward işlemler olduğunu, daha önce bu konuda yapılmış başvurulurda SPK’nın forward işlemlerinin mevzuata tabi olmadığını onayladığını, bankanın SPK düzenlemelerine aykırı hareket etmediğini, ses kayıtları kapsamında, davacı tarafından yapılan tüm işlemelerin davacının talimatına uygun olarak gerçekleştirildiğini, davacının yapılan işlemlerden bilgi sahibi olduğunu, ayrıca dava konusu işlemler sonrasında davacının yaptığı birçok işleme itirazı kayıt koymamasının ya da bu hakkını saklı tutmamasının yapılan işlemi onayladığını gösterdiğini, davalı bankanın kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; dava konusu forward işlemlerinin SPK düzenlemesine tabi olmadığı, SPK mevzuatına aykırı herhangi bir uygulamanın da bulunmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın çözümünde çerçeve sözleşmenin belirleyici unsur olduğu, somut olayda davalı banka çalışanın hukuka aykırı işlem yaptığı, davacıyı yanlış yönlendirerek davacının zararına sebebiyet verdiği hususlarının ispat edilemediği, davaya konu işlemlerin tarafların iradeleriyle kabul ettiği işlemler olduğu, genel işlem şartlarına da aykırılık taşımadığı, geçersizliklerinin ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, taraflar arasında akdedilen genel türev işlemleri çerçeve sözleşmesi, bankacılık hizmetleri sözleşmesi, yatırım araçları alım satım ve aracılık çerçeve sözleşmesi, mevduat rehni sözleşmesi ve sermaye piyasası araçları muhafaza işlem çerçeve sözleşmesine dayalı olarak gerçekleştirilen işlemlerde davalı bankanın kusuru nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir. Sözleşmeler kapsamında davacı ile davalı banka arasında … işlemleri ve … işlemlerinin gerçekleştirildiği, telefon aracılığı ile gerçekleştirilen işlemler ile ilgili mutabakat sağlandıktan sonra dekontların banka şubesine gönderildiği ve imzalanması için davacıya verildiği, davacının da dekontları imzaladıktan sonra söz konusu şubeye teslim ettiği, işlem ve mutabakatların böylece gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Türev araçlar alım satım aracılık çerçeve sözleşmesinin “Emirlerin iletilme esasları” başlıklı 4.3. maddesinde “Müşterinin bankaya ulaştıracağı emir ve her türlü talimatın açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde olması esastır. Banka; telefon, faks, … makineler, elektronik ortamlar gibi sözlü iletilen emirler ile yazılı olarak kendisine iletilen emirler/talimatları kabul edebilir. Banka sözlü emirleri daha sonra yazılı hale dönüştürülerek, teyit edilmesini müşteriden talep edebilir. Banka sözlü emir ve talimatların teyit edilmesini talep ettiği takdirde müşteri ya da vekili bunları derhal bankaya ulaştırır. Banka, kendisine telefon vasıtası ile ulaştırılan sözlü emir ve talimatların ses kayıtlarını emir tarihinden sonraki takvim yılı sonuna kadar, kayıtlara ilişkin herhangi bir uyuşmazlığın bulunması halinde ise ihtilaf çözümleninceye kadar saklar.” hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda, sözleşme gereği telefon aracılığı ile alım satım işlemlerinin bankaya iletildiği, alım satım gerçekleştikten sonra işleme ait dekontların mutabakat için davacının imzasına sunulduğu, davacının mutabık kalmadığı işlemlere ait dekontları imzalamadığı görülmektedir. Mahkeme gerekçesinde, telefonda mutabakat sağlanmasına rağmen, davacının telefonda imzalayacağını bildirdiği bazı dekontları teslim etmediğinin taraflar arasında ihtilafsız olduğu bildirilmişse de davacı tarafça bu tespitin taraflar arasındaki telefon görüşmelerinin tape dökümlerinin yer aldığı teknik raporlardaki belirlemelere aykırı olduğu, bankanın kusuru nedeniyle mutabakat sağlanmayan işlemlere ilişkin dekontların imzalanmadığı ileri sürülmüştür. Gerçekten de bilirkişi raporunda taraflar arasındaki telefon görüşmelerinin dökümlerinin yer aldığı teknik raporda imzalanmayan dekontlara ilişkin davacı tarafın net olarak teyidini içeren kayıtların mevcut olmadığı belirtilmiştir. Ancak, bilirkişi heyeti tarafından her bir imzalanmayan dekonta ait işlemin, o işlemlere ait telefon görüşme kayıtları ile eşleştirilmesi yapılmamış, dava konusu her bir işlem yönünden telefon kayıtları ile karşılaştırmalı olarak bir inceleme ve değerlendirme yapılması gerekirken, genel ifadelerle sonuca varılmıştır.
Bu suretle, dava konusu edilen imzalanmayan ve dolayısıyla taraflar arasında kesin mutabakat sağlanmamış dekontlara konu işlemler yönünden taraflar arasındaki telefon kayıtlarının karşılaştırılmalı olarak incelenmesi, böylece davacının bu işlemler yönünden talimat verip vermediğinin tespit edilmesi, davacının imzalanmayan dekontlardaki işlemler yönünden telefon ile talimat vermediği halde davalı bankaca bu işlemlerin gerçekleştirildiğinin ortaya çıkması halinde ise davacının daha sonraki işlemlerle ihtilaflı işlemlere muvafakat verip vermediği hususunun konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla yapılacak inceleme ile belirlenmesi, oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı gerekçeyle davanın reddine hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.