Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2015/14319 E. 2017/18317 K. 15.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/14319
KARAR NO : 2017/18317
KARAR TARİHİ : 15.11.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ücret alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı,davalı işverene ait işyerine ait taş ocaklarında taş delici (vagondiril) makinesi operatörü olarak işe başladığını, iş akdinin müvekkili tarafından bir kısım işçilik alacaklarının ödenmemesi sebebiyle feshedildiğini iddia ederek kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin,ücret alacağı,fazla mesai ücreti ve hafta tatili ücret alacağının davalı işverenden tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının makine operatörü olarak çalışmaya başladığını, ücret bordroları ile tüm fazla çalışma, maaş alacakları ve diğer yasal haklarının ödendiğini, bu nedenle iş akdini feshetme hakkının bulunmadığını, alacağının olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının iddia aldığını iddia etmiş olduğu ücret miktarı, gerek tanık beyanları gerekse emsal ücret araştırma sonuçları tarafından doğrulandığı, davacının iş akdini haklı nedenle feshettiği anlaşılmakla, 10/12/2014 tarihli bilirkişi raporu 1. Seçenek değerlendirilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Usul açısından;
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Somut uyuşmazlıkta Mahkemenin gerekçeli kararında kıdem tazminatı haricindeki diğer alacak kalemleri hakkında sadece bilirkişi raporuna atıf yapılmış hangi gerekçe ile kabul edildiği veya hangi gerekçe ile reddedildiği belli değildir.
Mahkemenin gerekçeli kararı yukarıda içeriği belirtilen HMK. nun 297. Maddesine uygun değildir. Kararın gerekçesi Mahkeme tarafından dosyaya özgü biçimde oluşturulmalıdır. Bilirkişi raporuna atıfta bulunularak gerekçe oluşturulamaz.
Sonuç olarak Mahkemenin gerekçeli kararının T.C. Anayasası’ nın 141. Maddesinin amacına ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesine uygun olacak şekilde gerekçe oluşturulmalıdır.
2-Esas açısından;
a) Davacının ıslah dilekçesi davalıya 15.04.2013 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davalı vekilinin ıslaha karşı süresinde ileri sürdüğü zamanaşımı def’i gözetilerek fazla çalışma ve hafta tatili ücret alacağı bakımından bilirkişiden itirazı karşılayan ek rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekirken zamanaşımı def’i değerlendirilmeden fazla çalışma ve hafta tatili ücret alacağının hüküm altına alınması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
b) Tazminata esas giydirilmiş brüt ücretin tespiti sırasında, asgari geçim indirimin ücrete dahil edilerek bu şekilde ücretin tespit edildiği, talep edilen alacakların da tespit edilen bu ücret üzerinden hesaplandığı anlaşılmıştır.
Asgari geçim indirimi, ücret olmadığı gibi ücretin eki de değildir. Asgari geçim indirimi, bireyin ya da ailenin asgari geçim düzeyini sağlayacak bölümünün toplam gelirden düşülerek vergi dışı bırakılmasıdır. Asgari geçim indirimi, vergilendirmede sosyal adaleti sağlamak için yapılan bir düzenlemedir. Bu nedenle, asgari geçim indirimi, net ücrete ya da brüt ücrete ilave edilemez, aynı şekilde asgari geçim indirimi, giydirilmiş ücret tespit edilirken, çıplak ücrete giydirilecek bir kazanç unsuru da değildir.
Asgari geçim indiriminin, ücrete dahil edilerek (giydirilerek), aylık ücret miktarının tespiti hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 15.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.