Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2017/1972 E. 2017/22727 K. 08.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1972
KARAR NO : 2017/22727
KARAR TARİHİ : 08.11.2017

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : 1- TCK’nın 158/1-j-son, 35/2, 62, 52/2 ve 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet
2- TCK’nın 204/1, 43/1, 62 ve 53/1-2-3. maddeleri gereğince mahkumiyet

Sanığın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, üzerinde kendi fotoğrafı bulunan, ancak katılan …’ya ait kimlik bilgilerini içeren sahte nüfus cüzdanı, yine sahte olarak düzenlenmiş maaş belgesi, emekli aylık bilgilerini içeren belge, imza sirküsü ve yerleşim yeri belgesi ile birlikte Denizbank … şubesine başvurarak 10.000 TL kredi talebinde bulunduğu, bu başvurunun banka tarafından değerlendirilmesinde verilen telefon numaralarının uyuşmaması nedeniyle banka görevlisi tarafından durumun farkedildiği ve emniyet birimlerine ihbar edildiği, sanığın bu şekilde bankaya gelen polis memurları tarafından yakalandığı iddia edilen olayda;
1- Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari ve bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği; bu şekilde somut olayda, elde edilmeye çalışılan haksız menfaat miktarının 10.000 TL olması nedeniyle, temel gün para cezasının 1.000 gün olarak belirlenerek indirimler yapıldıktan sonra netice olarak 11.100 TL adli para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeksizin eksik ceza tayin edilmiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j maddesi uyarınca belirlenen 4 yıl hapis cezasından aynı kanunun 35/2. maddesi uyarınca 1/3 oranında indirim yapılırken 2 yıl 8 ay yerine hesap hatası sonucu 2 yıl 10 ay hapis cezasına hükmedilmesi, devamla aynı kanunun 62/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken 1 yıl 14 ay 20 gün yerine hesap hatası sonucu 2 yıl 4 ay 10 gün hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak, yeniden yargılanmayı gerektirmeyen bu hususta, aynı kanunun 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden, hüküm fıkrasından hapis cezasına ilişkin sırasıyla “2 yıl 10 ay” ve “2 yıl 4 ay 10 gün” hapis cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “2 yıl 8 ay” ve “1 yıl 14 ay 20 gün” hapis cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08/06/2010 tarih ve 2010/11-98, 143 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesinde “değişik zamanlarda” denilmesi karşısında zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, bir kişiye karşı aynı suçun mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olup, somut olayda, sanığın suça konu sahte belgeleri aynı anda bankaya teslim ettiği, belgelerin farklı tarihlerde düzenlendiğine dair de delil bulunmadığı cihetle; zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden, sahtecilik suçunun zincirleme olarak işlendiğinin kabulü ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi,
Kanuna aykırı olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/11/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.