Yargıtay Kararı 17. Ceza Dairesi 2016/3395 E. 2017/14414 K. 22.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/3395
KARAR NO : 2017/14414
KARAR TARİHİ : 22.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
I-Suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Mahkeme kararının 10/07/2014 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği ve suça sürüklenen çocuk … müdafiinin kararı CMUK’nun 310/1. maddesindeki bir haftalık temyiz süresini geçirdikten sonra 18/07/2014 tarihinde temyiz ettiğinin anlaşılması karşısında, dosya içeriğine ve gerekçeye göre, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz istemi yerinde görülmemiş olduğundan REDDİNE,
II-Suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Müştekinin motosikletinin, ikametinin eklentisi niteliğinde olan apartman girişindeki avluya girilerek çalındığının anlaşılması karşısında; eylemin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-b maddesine uyduğu gözetilmeden, aynı Yasa’nın 142/1-e maddesi uyarınca uygulama yapılması, sonuç ceza değişmediğinden, bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.01.2009 tarih, 2008/203 Esas ve 2009/3 sayılı kararında açıklandığı üzere “Yargıtay CGK’nın 11.03.1991 gün 25-67 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; “Konut, devamlı veya geçici olarak kişilerin yerleşmek ve barınmak amacıyla oturmalarına elverişli yerleri, ‘eklenti’ ise, konut veya benzeri yapıların kullanış amaçlarından herhangi birini tamamlayan diğer yapılar veya yerleri, diğer bir anlatımla girilmesi konutta oturma hakkına sahip kimselerin huzur ve güvenliğini bozabilecek ek yapılar veya yerleri ifade eder.” şeklindeki görüş karşısında, suça sürüklenen çocukların, müştekinin ikametinin eklentisi olan apartman girişindeki avluya girerek hırsızlık suçunu işlemeleri karşısında suça sürüklenen çocuklar hakkında, mahallinde birden fazla kişi ile birlikte konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından zamanaşımı süresi içerisinde işlem yapılması mümkün görülmüştür.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
T.C. Anayasa’sının 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesi ışığında, 5271 sayılı CMK’nın 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Yasa’nın 13. maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, savunmasını yapmak üzere görevlendirilen zorunlu müdafiiye ödenen avukatlık ücretinin, dosyadaki bilgilerden düzenli mali geliri bulunmadığı anlaşılan suça sürüklenen çocuğa yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi ile sosyal inceleme raporu nedeniyle ödenecek ücretinin suça sürüklenen çocuğa yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi suretiyle Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’ye aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk … müdafiinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasında zorunlu müdafii gideri ve sosyal inceleme raporu nedeniyle ödenecek ücret ile ilgili bölüm çıkarılarak, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.