Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/29509 E. 2017/19020 K. 27.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/29509
KARAR NO : 2017/19020
KARAR TARİHİ : 27.11.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalılar arasında asıl-alt işveren ilişkisinin bulunduğunu, davacının 09.07.2007 tarihinde işe girdiğini, iş akdinin 31/12/2015 tarihinde haksız ve geçerli nedene dayanmaksızın küçülmeye gidildiğinden bahisle feshedildiğini iddia ederek; feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı şirket vekili, davalı Şirket ile … Büyükşehir Belediyesi arasında 26.12.2014 tarihinde “2015 yılı …. Yakası yatay ve düşey trafik işaretlerinin bakım-onarımı ve yenilenmesi ile … trafik eğitim parkının hizmete hazır halde tutulmasına işine ilişkin sözleşme” imzalandığını, söz konusu ihalenin her yıl yenilendiğini, şirket ile diğer davalı … arasında yapılan ve davacının da işe girmesine sebep olan hizmet ihalesinin tamamlanması nedeni ile davacı ile aralarında imzalanan 01.01.2015 tarihli belirli süreli hizmet akdinin sona erdiğini, davanın süresinde açılmadığını, esas yönünden de reddi gerektiğini savunmuştur.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, fesih bildirim yazısının davacıya 15/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği, duruşmada dinlenen davacının belgedeki imzanın kendisine ait olduğunu beyan ettiği, bu durumda davanın 29/01/2016 tarihinde açılmış olması karşısında 4857 Sayılı yasanın 20. maddesinde öngörülen 1 aylık yasal süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili yasal süresi içinde temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4857/ Madde 109 – Bu Kanunda öngörülen bildirimlerin ilgiliye yazılı olarak ve imza karşılığında yapılması gerekir. Bildirim yapılan kişi bunu imzalamazsa, durum o yerde tutanakla tespit edilir. Ancak, 7201 sayılı Kanun kapsamına giren tebligat anılan Kanun hükümlerine göre yapılır.
MADDE 35 – (1) Tebliğ bir mazbata ile belgelendirilir. Bu mazbatanın; 
a) Tebliği çıkaran merciin adını, 
b) Tebliği isteyen tarafın adını, soyadını ve adresini, 
c) Muhatabın adını, soyadını ve adresini, 
ç) Tebliğin konusunu, 
d) Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kişinin adını, soyadını, adresini ve 34 üncü madde gereğince tebellüğe ehil olduğunu, 
e) Tebliğ tarihini, saatini ve nerede yapıldığını, 
f) 30 uncu ve 31 inci maddelerdeki durumların gerçekleşmesi halinde bu hususlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığını, adreste bulunmama ve kaçınma için gösterilen sebebi, 
g) Tebligatın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine yapılması durumunda buna ilişkin kaydı,  
ğ) Tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun adı, soyadı, sıfatı ve imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzasını, içermesi gerekir.
İşçi tebliğin düzenleme tarihi dışında başka tarihte tebliğ edildiğini iddia ettiğinde, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca davanın fesih bildirim tarihine göre bir aylık hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığının mahkemece re’sen araştırılması gerekir. Zira hak düşürücü süre kamu düzeninden olup mahkemece kendiliğinden araştırılması gerekir. Diğer taraftan belgenin düzenleme tarihi değil, tebliğ tarihi önem kazanır. Belgenin düzenleme tarihi dışında başka bir tarihte tebliğ edildiği ileri sürüldüğünde, işveren 109. maddedeki yükümlülüğü gereği, düzenleme tarihinde tebliğ edildiğini kanıtlamalıdır.
Dosya içeriğine göre; mahkemece fesih bildirim yazısının davacıya 15/12/2015 tarihinde tebliğ edildiği, duruşmada dinlenen davacının belgedeki imzanın kendisine ait olduğunu beyan etmesi karşısında davanın 1 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı kabul edilmiştir. “ Hizmet akdinin sonu bildirimidir” başlıklı fesih yazısında davacının imzasının bulunduğu kısımda tarihin yer almaması nedeniyle tebliğ tarihinin kesin şekilde 15.12.2015 olarak kabulü mümkün değildir. Davacı tarafa tebliğ tarihinin sorularak yeniden bir değerlendirme yapmak üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 27.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.