YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7559
KARAR NO : 2017/4501
KARAR TARİHİ : 19.09.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30/09/2015 tarih ve 2014/667-2015/660 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin Efes Paz. ve Dağ. Tic. A.Ş’ye yaptığı lojistik işleminde yük taşımaya başladığını, 20/09/2013 tarihinde anılan şirketten aldığı yükü, kamyonuna yüklediğini ve davalı şirket personelinin talimatı ile Efes Paz. A.Ş’nin fabrika binasına ait otoparka park ettiğini, ertesi gün sabah malı taşımak ve teslim noktasına götürmek için otoparka gittiğinde kamyonunun yerinde olmadığını fark ettiğini, kamera kayıtları incelendiğinde iki şahısın kamyonu düz kontak yaparak çalıştırıp içindeki yük ile birlikte kaçırdığının görüldüğünü, müvekkilinin suç duyurusunda bulunması sonrasında aracın mallar çalınmış ve boş bir şekilde bulunduğunu, davalı şirketin bu olay nedeniyle kendisine 56.933,18 TL’lik bir fatura gönderdiğini, müvekkilinin faturayı iade ettiğini, meydana gelen olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığını, mala ilişkin sigortayı yaptırma yükümlülüğünün davalıya ait olduğunu, buna rağmen davalı tarafından müvekkilinin hak edişlerinden kesinti yapıldığını ileri sürerek, şimdilik ödediği 3.665,00 TL’nin istidadına, kalan 53.268,18 TL’lik kısım için böyle bir borcun bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, malların davacı uhdesinde iken çalındığını, müvekkilinin söz konusu mallara ilişkin olarak Efes Pazarlama ve Dağıtım Tic. A.Ş’ye 56.933,18 TL ödemek durumunda kaldığını, daha sonra bu bedeli davacıdan talep ettiğini ancak, davacının itiraz ederek faturayı iade ettiğini, kusur ve sorumluluğun davacıda olduğunu, müvekkilinin taşıma sorumluluk sigortası da yaptırdığını, meydana gelen zararın sigorta muafiyeti altında kalması nedeniyle zararını sigortadan da karşılayamadığını, müvekkilinin uğradığı zararı davacının hak edişlerinden kesme hakkının bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının üzerinde ticari emtia yüklü aracı güvenli olmayan bir otoparka park etmiş olduğu, park yerine gelen kimliği tespit edilemeyen kişilerin aracı düz kontak yaparak kolay bir şekilde çalıştırıp kaçırdıkları, davacı taşıyıcının teslim etmek üzere aldığı malları teslim aldığı gibi alıcıya teslim etmekle yükümlü olduğundan üzerinde malların yüklü olduğu aracın emniyetli bir şekilde alıcıya teslimi konusunda gerekeni yapması, herhangi bir nedenle aracın park edilmesi gerektiğinde, güvenlikli bir sahada park edilmesine özen göstermesi gerektiği ayrıca, aracın çalınmasına karşılık gerekli teknik donanımının olmaması ve düz kontak gibi kolay yapılabilen bir işlem ile çalınması mümkün olmasına rağmen aracı güvenliksiz bir mahalde park etmiş olması nedeniyle aracın çalınmasında kusurlu olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye dayalı borçlu olunmadığının tespiti ile ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda özetlendiği şekilde hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, her ne kadar yargılama sırasında otomotiv ana bilim dalı öğretim üyesinden alınan bilirkişi raporunda CD kayıtlarının değerlendirilmesi sonucu, davacının üzerinde ticari emtia yüklü aracı güvenli olmayan bir otoparka park ettiği, aracın düz kontak yapılarak kolay bir şekilde çalıştırılıp kaçırıldığı, kolaylıkla kaçırılması mümkün olan bu aracın güvenliksiz bir mahalde park edilmiş olması nedeniyle davacının aracın çalınması olayında kusurlu olduğu yönünde görüş belirtilmiş ise de, izlenen CD görüntüleri ve dosyada bulunan fotoğraflardan davacının, emtia yüklü aracı etrafı tel örgülerle çevrili, güvenlik kameraları ile izlenen, güvenlik kulübesi bulunan, giriş ve çıkışları kontrollü olan bir otoparka park ettiği görülmüş olup, bu hususların bilirkişi tarafından değerlendirilmediği anlaşılmıştır. Bu itibarla, mahkemece gerektiğinde aralarında taşıma konusunda uzman bir bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi kurulu refakatinde mahallinde keşif de yapılmak suretiyle aracın park edildiği yerin güvenli bir yer olup olmadığı, basiretli bir tacir olması gereken taşıyıcı davacının meydana gelen olayda basiretli davranıp davranmadığı, herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Ayrıca, davacı tarafça taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında davalının taşınan emtiayı sigorta ettirme yükümlülüğü bulunmasına rağmen anılan yükümlülüğün davalı tarafından yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmeye aykırı davranıldığı da ileri sürüldüğünü göre, davacının bu iddiası üzerinde de durularak bir değerlendirme yapılması gerekirken anılan hususta herhangi bir değerlendirme yapılmaması da doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.