YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1533
KARAR NO : 2017/4571
KARAR TARİHİ : 20.09.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/03/2015 tarih ve 2014/1253-2015/173 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının Sermaye Piyasası Kurulu’nun izni ile A tipi 3. yatırım fonu kurduğunu, müvekkilinin bu fona 200 adet hamiline katılım belgesi almak sureti ile 09/08/1993 tarihinde iştirak ettiğini, davalının bu pay senetleri için e-posta ile müvekkiline 6362 sayılı SPK 13/4 uyarınca 31/12/2012 tarihine kadar fiziken teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının mülkiyetinin Yatırımcı Tazmin Merkezi’ne intikal edeceği ve üzerindeki sınırlı ayni hakların kendiliğinden sona ereceği bilgisinin verildiğini, bunun üzerine müvekkilinin ihtarname keşide ederek 31/12/2013 tarihinde değeri 30.042,12 TL olan 200 adet hamiline A-tipi fon ortaklık payı bedelinin ödenmesini istediğini, davalının ise ihtarnameye olumlu cevap vermediğini, davalının inançlı mülkiyet ve vekalet akdi hükümlerine göre ortaklık payı bedelinden sorumlu olduğunu ileri sürerek 30.042,12 TL olan 200 adet hamiline A-tipi 3 yatırım fonu ortaklı payı bedelinin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davada taraf sıfatının bulunmadığını, davacının kaydileştirme işlemleri için yatırım fonu katılım pay senetlerini müvekkili bankaya fiziken teslim etmek zorunda olduğunu, davacının kaydileştirme işlemi için başvurusunun bulunmadığını ve kaydileştirme süresinin 31/12/2012 tarihinde sona erdiğini, bu tarihten sonra sermaye piyasası aracının mülkiyetinin Yatırımcı Tazmin Merkezi’ne intikal ettiğini savunarak davanın öncelikle husumet nedeniyle usulden reddedilmesini, usulden reddedilmez ise esastan reddini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davaya konu yatırım fonu katılım pay senedinin süresi içerisinde kaydileştirme işleminin yapılmadığı, mülkiyetinin Yatırımcı Tazmin Merkezi’ne intikal ettiği, davacının aynı yasanın 84. maddesi gereğince Yatırımcı Tazmin Merkezi’ne başvurma hakkının bulunduğu gerekçesiyle pasif husumet ehliyet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı bankadan satın alınan A tipi 3. yatırım fonuna ait 200 adet hamiline katılım senetlerinin bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Dava konusu katılım senetlerinin Yatırımcı Tazmin Merkezi’ne intikal ettiği ve bu nedenle davalı bankaya husumet düşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece verilen karardan sonra hükme dayanak yapılan SPK 13/4. maddesi Anayasa Mahkemesi’nin 22/10/2015 tarihli ve E. 2015/29, K. 2015/95 sayılı kararıyla kısmen iptal edilmiştir. Davalı banka davacıya e- posta ile ”6362 sayılı SPK 13/4 uyarınca 31/12/2012 tarihine kadar fiziken teslim edilmeyen sermaye piyasası araçlarının mülkiyeti Yatırımcıları Tazmin Merkezi’ne intikal etmiş ve üzerindeki sınırlı ayni haklar kendiliğinden sona ermiştir” bilgisini göndermiştir. Ancak, satın alınan fonlar davacı tarafça davalı bankaya intikal ettirilmemiştir. SPK’nın 13/4. maddesi uyarınca “Teslim edilen sermaye piyasası araçları kendiliğinden hükümsüz hâle gelir. Teslim edilmeyen sermaye piyasası araçları ise kaydileştirilme kararından sonra borsada işlem göremez, aracı kurumlarca bu sermaye piyasası araçlarının alım satımına aracılık edilemez ve katılma belgelerinin geri alımı yapılamaz”. Davalı banka teslim edilmeyen fon katılım senetlerinin anılan Yasa hükmü gereğince Yatırımcı Tazmin Merkezi’ne intikal ettiğini ve bu nedenle sorumlu olmadığını savunduğuna göre, davacıya ait fon katılım senetlerinin davalı bankada işleme tabi tutulup tutulmadığı, bu fon katılım belgelerinin Yatırımcı Tazmin Merkezi’ne intikal edip etmediği ve Yatırımcı Tazmin Merkezi’nde ne gibi işlem gördüğü hususlarında SPK uzmanı bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak, Anayasa Mahkemesi’nin söz konusu iptal kararı da değerlendirilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.