Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/1499 E. 2017/4573 K. 20.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1499
KARAR NO : 2017/4573
KARAR TARİHİ : 20.09.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 09/11/2015 tarih ve 2015/567-2015/811 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı şirketin distribütörü olduğunu, bu ilişki çerçevesinde söz konusu şirkete daha sonra imzalanmak üzere beş adet çek verdiğini, aralarındaki ticari ilişkinin bozulması üzerine dava dışı şirketin müvekkilince verilen çekleri davalı bankaya ibraz ettiğini, çeklerin ikisinin arkasına karşılıklarının olmadığının yazılarak karşılıksız çek keşide etmek fiiline ilişkin hukuki sürecin başlatıldığını, söz konusu çeklerde keşideci imzası bulunmadığından henüz çek vasfını kazanmadıklarını, davalı bankanın ibraz edilen çeklerin zorunlu unsurları taşıyıp taşımadıklarını özenli bir şekilde kontrol etmesinin gerektiğini, bu zorunluluk yerine getirilmeksizin çeklerin karşılıksız olduklarının Merkez Bankası’na bildirildiğini, bu nedenle müvekkili şirketin bankalar nezdindeki kredibilitesinin düştüğünü, ihalelere giremediğini, ticari hayattaki itibarının sarsıldığını, maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, 20.000,00 TL maddi, 30.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, söz konusu çekler üzerinde keşideci imzasının bulunmadığının gözden kaçırılarak karşılıksız şerhinin yazıldığını, bu durumun ihtarı üzerine yapılan inceleme sonucunda davacının düzeltme hakkını kullandığının ve çeklerin de davacıya iade edildiğinin anlaşıldığını, davacının başka çeklerine de karşılıksız şerhinin yazıldığını, müvekkilinin eylemi ile zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını, davacının imzalamadan ilgilisine verdiği çekler nedeniyle müvekkilinden tazminat talep etmesinin MK m.2 ile bağdaşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, davacı tarafından dava dışı şirkete imzasız biçimde verilen çeklerin davalı bankaya ibraz edildiği, keşideci imzasının bulunmaması nedeniyle çek vasfında olmayan çek yapraklarının ikisinin arkasına karşılıksız şerhi yazıldığı, davacı hakkında 3167 sayılı Kanun’un 9. maddesi kapsamında dava konusu çekler için Merkez Bankası’na bildirimde bulunulduğu, gerekmediği halde Merkez Bankası’na bildirimde bulunulması nedeniyle tacir olan davacının ticari itibarının sarsıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın 26.12.2007 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının maddi tazminat talebi konusunda verilen karar bozma ilamı dışında kalarak kesinleştiğinden yeniden bu konuda karar vermeye yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 140,30 TL temyiz ilam harcının temyiz edene iadesine, 20/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.