YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/11715
KARAR NO : 2017/4751
KARAR TARİHİ : 26.09.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada… 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/03/2016 tarih ve 2014/989-2016/147 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; Amerika Birleşik Devletleri New York Güney Bölge Mahkemesinin 21/11/2011 tarih ve 06 Civ. 5861 (JSR) sayılı kararının kesinleştiğini ileri sürerek bu kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; tenfize konu yabancı mahkeme kararının MÖHUK’un 54. maddesi gereğince tenfizinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; tenfizi talep edilen yabancı mahkeme kararının 31/08/2007 tarihli asıl kararın bütünlüğü içerisinde yer alan ve parasal değerlere ilişkin 21/11/2011 tarihli değişiklik hükmüne ilişkin ve ek karar niteliğinde olduğu, ek kararın asıl karar niteliği taşımadığı gibi ayrı bir karar olarak kabul edilemeyeceği ve tek başına tenfiz davasının konusunu oluşturamayacağı, ayrıca tenfizi talep edilen 21/11/2011 tarihli değişiklik hükmünün de davalı tarafa tebliğ edildiğine veya kesinleştiğine ilişkin delil sunulamadığı, gerek talebe konu değişiklik hükmünün tebliğine ilişkin belgelerin ve gerekse 31/08/2007 tarihli asıl karar ile onaylı tercümesinin sunulması yönünde sonuçları ihtar edilmek suretiyle verilen kesin süreye rağmen eksikliklerin tamamlanmadığı, dolayısıyla MÖHUK’un 50. maddesi gereğince ortada kesinleşmiş bir karar olduğundan söz edilemeyeceği gibi aynı kanunun 53. maddesinde belirtilen dava ön şartının da yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, yabancı mahkeme kararının tenfizi istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde, tenfiz talebine konu yabancı mahkeme kararının ek karar niteliğinde olduğu ve tek başına tenfiz talebine konu olamayacağı, ayrıca tenfiz talebine konu kararın davalıya tebliğ edildiğine ve kesinleştiğine ilişkin delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dosya kapsamında bulunan yabancı mahkemenin işlem defterinden, davacı tarafından davalı aleyhine Amerika Birleşik Devletleri New York Güney Bölge Mahkemesinde 02.08.2006 tarihinde açılan davada davalının kendisini Harlan Mitchell Lazarus isimli avukat aracılığıyla temsil ettirdiği, yabancı mahkemenin 31.08.2007 tarihli kararının bu avukat aracılığıyla temyiz edildiği, yine temyiz aşamasında davalının aynı avukat tarafından temsil edildiği ve mahkeme kararının Amerika Birleşik Devletleri Temyiz Mahkemesi tarafından 18.01.2011 tarihinde onaylandığı, bunun üzerine temyiz mahkemesinin kararının Amerika Birleşik Devletleri New York Güney Bölge Mahkemesine gönderildiği ve Bölge Mahkemesinin ise davacının ilk karar tarihinden sonra işleyen faiz ve avukatlık ücreti talebini kabul ederek ilk davada verilen ve temyiz mahkemesi tarafından onanan hükmünü de içeren tenfize konu 21.11.2011 tarihli tadil edilmiş kararı verdiği, karardan önce davalının Harlan Mitchell Lazarus isimli avukatı azlettiğini bildirdiği, ancak azlin Bölge Mahkemesi tarafından kabul edilmediği, ayrıca bu karara yönelik taraflara temyiz hakkının bildirildiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, davalının yabancı mahkemede avukat aracılığıyla temsil edilip edilmediği, temsil edilmiş ise tenfize konu kararın davalının avukatına ABD kanunlarına göre tebliğ edilip edilmediği ve tenfize konu karara karşı temyiz yolunun açık olup olmadığı, ayrıca tüm bunlardan sonra tenfize konu kararın ek karar niteliğinde olup olmadığı araştırılarak, gerekirse yabancı mahkemeden tenfize konu kararla ilgili bilgi ve belge talep edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 26/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.