YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/10886
KARAR NO : 2017/11123
KARAR TARİHİ : 04.10.2017
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararların niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
A-Suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık ve işyeri dokunulmazlığının ihlali ile suça sürüklenen çocuk … hakkında işyeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde:
Suça sürüklenen çocuk …’nin işyeri dokunulmazlığının ihlali eylemini gece gerçekleştiğinin kabul edilmesine rağmen hakkında TCK’nın 116/4. maddesinin ve eylemi birden fazla kişi ile gerçekleştirdikleri halde suça sürüklenen çocuk hakkında TCK’nun 119/1-c maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre suça sürüklenen çocuk … ve … müdafiilerinin temyiz nedenleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında, usul ve kanuna uygun bulunan hükümlerin tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
B-Suça sürüklenen çocuk … hakkında hırsızlık ve mala zarar verme;Suça sürüklenen çocuk … hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların suça sürüklenen çocuklar tarafından işlendiğini kabulde, usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5237 sayılı Yasa’nın 61. maddesiyle cezanın belirlenmesinde, izlenmesi gereken yöntem açık ve denetime imkan tanıyacak bir biçimde ortaya konulmuştur. Buna göre somut olayda ilgili suç tanımında belirtilen cezanın alt ve üst sınırı arasında ceza tayin edilirken cezanın belirlenmesine ilişkin madde hükmündeki ölçütler dikkate alınacaktır. Bu düzenleme ile soyut gerekçelerle cezanın alt ve üst sınırdan belirlenmesi şeklindeki yanlış uygulamanın önüne geçilmek istenmiştir. Bu açıklamalar ışığında bir suçtan dolayı TCK’nın 61. maddesi gereğince temel ceza belirlenirken söz konusu maddenin birinci fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlar göz önünde bulundurulacak ve somut gerekçeler de belirtilmek suretiyle kanundaki cezanın alt ve üst sınırı arasında takdir hakkı kullanılacaktır. Ayrıca temel ceza belirlenirken aynı Yasa’nın 3. maddesinin birinci fıkrasındaki ”Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığı ile orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.” şeklindeki hüküm de gözetilmek zorundadır.
Hakimin temel cezayı belirlerken değindiği gerekçesi suçun işleniş biçimi, işlenmesinde kullanılan araçları, işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksirine dayalı kusurunun ağırlığı, failin güttüğü amaç ve saik ile dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerin isabetle değerlendirildiğini gösterir biçimde yerinde ve yeterli olmalıdır. Ceza Hukukunun temel ilkelerinden olan cezanın şahsileştirilmesi kuralının da amacı ceza ve sanık arasında uygun dengeyi sağlamaktır. İki sınır arasında cezayı belirleme hakime ait ise de bu yetkinin kullanılmasında adalet ve nesafet kurallarına bağlı kalınması bu bağlamda suçun işleniş şekli, önemi, sebepleri, kanun ve nizamlara muhalefet derecesi, kastın yoğunluğu, sanığın sosyal durumu, geçmişi, topluma kazandırılması hususlarının göz önünde tutulmasının yanında bu konudaki gerekçenin dosya ile uyumlu olması zorunludur.
Suça sürüklenen çocuk …’nin suç tarihinde herhangi bir suçtan sabıkası bulunmadığı halde,sabıkalı geçmişinin bulunduğu gerekçesiyle hırsızlık suçundan hapis cezasının en üst orana yakın olarak belirlenmesi,
2-Suça sürüklenen çocukların caminin penceresini zorlayarak içeri girdiklerinin anlaşılması karşısında, eylemlerin TCK’nın 153. maddesinde tanımlanan suça uyduğu gözetilmeden, yazılı şekilde aynı Yasanın 152/1-a maddesi ile hüküm kurulması,
Kabule göre de;
3-28/06/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 65. maddesiyle, TCK 152. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “altı” ibaresi “dört” şeklinde değiştirilmiş olduğundan ve suça sürüklenen çocuklar hakkında teşdit uygulanması yapıldığından hükümden sonraki değişiklikte cezanın üst haddinin suça sürüklenen çocukların lehine olması nedeniyle suça sürüklenen çocukların hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4-İddianameyle suça sürüklenen çocuklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 151/1. maddesinin uygulanması istendiği halde 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan aynı Yasa’nın 152/1-a maddesi uyarınca cezalandırılmalarına karar verilmesi,
6-Mahkemece 5271 sayılı CMK’nın 150/2. maddesi uyarınca, 18 yaşından küçük suça sürüklenen çocukların savunmalarını yapmak üzere zorunlu müdafinin görevlendirilmesi nedeniyle, müdafiye ödenen avukatlık ücretinin dosyadaki bilgilerden yeterli mali geliri bulunmadığı anlaşılan suça sürüklenen çocuklara yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi suretiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye aykırılık meydana getirilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar … ve … müdafiinin temyiz nedeni bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 04.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.