Yargıtay Kararı 6. Ceza Dairesi 2014/11684 E. 2017/3997 K. 30.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/11684
KARAR NO : 2017/3997
KARAR TARİHİ : 30.10.2017

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Yağma
HÜKÜM : 5237 sayılı Yasanın 86/2, 29, 62, 50/1-a maddeleri gereği 1000 TL adli para cezası

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Ceza Muhakemesi hukukumuzda, bir yargılama faaliyeti yapılabilmesi ve hüküm kurulabilmesi için yargılamaya konu edilecek fiil ile ilgili usulüne uygun olarak açılmış bir ceza davasının bulunması gerekmektedir. “Kamu davasını açma görevi Cumhuriyet Savcısı tarafından yerine getirilir” bu husus CMK’nun 170. maddesinde düzenlenmiştir. Yine aynı maddenin 4. fıkrasında “İddianamede, yüklenen suçu oluşturan olaylar mevcut delillerle ilişkilendirilerek açıklanır” şeklinde kesin bir açıklamaya yer verilmiştir.

Aynı kanunun “hüküm konusu ve suçu değerlendirmede mahkemenin yetkisi” başlıklı 225. maddesinde ise “hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme fiilin ve failin nitelendirmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir” şeklindeki düzenlemeler gereğince de, hangi fiil ve fail hakkında dava açılmış ise ancak o fail ve fiil hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebilecektir.

Görüldüğü üzere hükmün konusu iddianamede gösterilen fiildir. Bir fiil nedeniyle dava açıldığının kabul edilebilmesi için o fiilin iddianamede açıkça gösterilmesi gerekir. İddianamede anlatılan ve çerçevesi çizilen fiilin dışına çıkılarak dava konusu yapılmayan bir fiil nedeniyle yargılama yapılması ve açılmayan davada hüküm kurulması kanuna mutlak aykırılık halleridir.

Somut olayımıza gelince;

Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı’nın 04.04.2013 tarihli, 2013/1024 nolu iddianamesi ile sanık …’un mağdur … Kaşga’ya karşı 31.03.2013 tarihinde işlediği yağma suçu ile sınırlı bir kamu davasının açıldığı, yürütülen yargılama sonunda sanığının eyleminin 5237 sayılı TCK’nun 86/2. maddesi kapsamında ele alınarak bu yönde verilen kararın kesin nitelikte olduğu, 04.04.2013 tarihli iddianamede “verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçundan açılmış bir dava olmadığı gibi bu yönde herhangi bir karar verilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı dikkate alındığında; Cumhuriyet Savcısının vaki itirazlarının bir temyiz davası olarak bu aşamada ele alınması olanaklı görülmediğinden, dosyanın incelenmeksizin mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Savcılığına İADESİNE, 30.10.2017 tarihine oybirliğiyle karar verildi.