Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/7573 E. 2017/4925 K. 02.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/7573
KARAR NO : 2017/4925
KARAR TARİHİ : 02.10.2017

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/12/2015 tarih ve 2015/182-2015/927 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan 10/12/2007 tarihinde 336.000 TL tutarında 120 ay vadeli kredi kullandığını, 12/12/2014 tarihi itibari ile kredi borcunun tamamını ödediğini, kredi ilk kullanıldığında 3.528 TL ticari kredi kullanım komisyonu adı altında tahsilat yapıldığını, yine 12/12/2014 tarihinde erken kapama komisyonu adı altında 8.022 TL ve yine bu miktarın BSMV’si olarak 401,10 TL tahsil edildiğini, yine komisyon adı altında 16/01/2015 tarihinde 500 TL haksız olarak tahsilat yapıldığını, alınan ücretlerin genel işlem şartlarına aykırı olduğunu, förmüler sözleşme şeklinde tipik sözleşme imzalatıldığını, yapılan tahsilatın haksız olduğunu ileri sürerek, 12.451,10 TL’nin işlenmiş faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin tacir olup ücret alma hakkına sahip olduğunu, alınan ücretlerin sözleşmede kararlaştırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmesi gereğince davacının 10/12/2007 tarihinde 336.000 TL kredi kullandığı, kredinin son taksit ödeme tarihinin 10/12/2017 olup davacının 12/12/2014 tarihinde borcun tamamını kapattığı, davalı tarafından kredi kullandırılması sırasında ticari kredi kullanım komisyonu adı altında 3.528,00 TL, borcun kapatılması sırasında erken kapama komisyonu adı altında 8.022,00 TL ve vergi olarak 401,10 TL ücret tahsil edildiği, 16/01/2015 tarihinde ise komisyon adı altında 500.00 TL alındığı, sözleşmede ticari kredi kullanım komisyonu ve erken kapama komisyonu alınacağına dair bir hüküm bulunmadığı, bankaların Merkez Bankası’na gönderdikleri listede hangi ücretleri alacaklarının belirtildiği, davalının bu yönde bir iddiası olmadığı, Merkez Bankası’nın 2006/1 Sayılı Tebliği’nde de bu yönde bir düzenleme olmadığı, anılan tebliğde ticari tahsis ve değerlendirme komisyonu adı altında bir ücret alınacağı belirtilmiş ise de, bu hususun taraflarca sözleşmede kararlaştırılması, miktarlarının ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirli olması gerektiği, sözleşmede bu hususun düzenlenmediği, bu hali ile alınan ücretlerin haksız olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 17.032,52 TL’nin davalıdan tahsiline, dava tarihinden itibaren 12.451,10 TL’ye avans faizi yürütülmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının kullanmış olduğu ticari kredi nedeniyle komisyon vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, somut uyuşmazlık yönünden taraflar arasında akdedilen 10.12.2007 tarihli kredi sözleşmesinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden; mahkemece kredi sözleşmesi hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan, komisyon vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, bankanın çeşitli isimler altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesintilerin sebebi, kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 02/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.