Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/4453 E. 2017/6871 K. 19.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/4453
KARAR NO : 2017/6871
KARAR TARİHİ : 19.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Gerekçeli karar başlığında yanlış yazılan suç tarihinin “12.08.2005” olarak mahallinde düzeltilmesi ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 gün 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip yüklenen suçun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 19.10.2017 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİDİR

Dairemizin 19/10/2017 tarih, 2017/4453 Esas, 2017/6871 Karar sayılı çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebepten muhalifim.
Sanığın 5237 sayılı TCK’nın 207/1, 53/1, maddeleriyle 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Hükmün Açıklanması suretiyle kurulan Adana 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.11.2013 tarih 2007/871 Es 2009/302 Ek Kr sayılı kararı usul ve yasaya aykırıdır.
Sanık hakkında aynı mahkemece 21.05.2009 tarih 2007/871 Es- 2009/302 Kr sayıyla verilen hükmün CMK’nun 231/6 ve devam maddeleri uyarınca açıklanmasına geri bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Deneme devresi içinde sanık hakkında Ankara 18 Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2011 tarih 2010/1102 Es 2011/498 Kr sayı ile 5237 sayılı TCK’nın 86/2,3-a, 62,52/2, maddeleri uyarınca doğrudan 3000 TL APC ile cezalandırılmasına ilişkin kesin olarak verilen hükme istinaden ilgili mahkemesine ihbarda bulunulduğu görülmüştür.
Kesin olarak verilen kararların olağan yargı yolu içinde temyiz incelenmesine konu edilmesi mümkün değildir. Ancak şartların varlığı halinde kanun yararına bozma suretiyle hukuka aykırılığın giderilmesi mümkündür. Dolayısıyla etkin bir yargısal denetime tabi olmayan kesin hükümlerin hükmün açıklanmasına dayanak alınması mümkün değildir. Bu durum iç hukukumuzun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin 6/2. maddesine güvence altına alınan Masumiyet Karinesinin ihlali niteliğindedir.
Bu sebeplerle anılan mahkeme kararının bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun görüşüne muhalifim. 19/10/2017