YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/2232
KARAR NO : 2017/5697
KARAR TARİHİ : 25.10.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada …. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12/10/2015 tarih ve 2014/212-2015/682 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; 1950li yıllarda babasının aldığı bankaya ait 1 adet hissenin değerinin 100 TL olduğunu, miras yoluyla müvekkiline intikal ettiğini, sermaye arttırımları yapıldığı dönemlerinde rüçhan haklarının kullandırılmadığını, haklarının gasp edildiğini, kar dağıtımlarının yapılmadığını, 1984-2000 yılları arasında genel kurul toplantılarının da yapılmadığını, daha sonra 100 TL olan hisse değerinin 1 TLye indirildiğini, bu işlemin haksız olduğunu ileri sürerek davanın kabulü ile 1 adet 100,00 TL hisse bedelinin bankanın bugünkü sermayesine orantılı olarak değer tespiti yapılarak uyarlanması, itibarsızlaştırılan 1 hissenin 1 TL’ye indirilmesi işleminin iptal edilerek bugünkü rayiç bedelinin tespiti ve bu bedelin iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … Bankası A.Ş. vekili; banka pay sahipleri defterinde 1955 yılında alınmış … adına kayıtlı 100 eski TL itibari değerli hisse bulunduğunu, 5274 sayılı Kanun kapsamında YTL’ye dönüşüm işlemlerinin 5615 sayılı Kanun’un 27. maddesi uyarınca gerçekleştirildiğini ve 100 eski TL’lik hissenin itibari değeri 1 TL olan hisse haline dönüştürüldüğünü, bankanın 18 kez sermaye arttırımı gerçekleştirdiğini ve bunların tamamının bedelli sermaye arttırımı şeklinde yapıldığını ancak davacının katılamdığını,1950-1980 döneminde bankanın kar payı dağıtımı yaptığını, 2308 sayılı yasa gereğince kanuni bir mazeret bulunmaksızın 5 yıllık zamanaşımına uğrayan kar paylarının hazineye intikal ettiğini, 1984-2000 döneminde 233 sayılı KHK gereğince genel kurul toplantılarının kaldırıldığını, 2000 yılı sonrasında bankanın 4603 sayılı yasa ile 233 sayılı KHK dışına çıktığını, bu tarihten itibaren genel kurul toplantılarının yapılmaya yeniden başlandığını, bankanın her dönemde genel kurullarını sermaye arttırımlarını ve kâr payı ödemelerini yürürlükteki yasal mevzuat çerçevesinde yaptığını, bankanın hiçbir dönemde kendi insiyatifinde hissedarların haklarını kısıtlayıcı bir işlem yapmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … Özelleştirme İdaresi Başkanlığı vekili; husumet ve zamanaşımı itirazında bulunmuş, davalı banka tarafından her dönemde yürürlükteki kanun mevzuatına göre işlem yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili; … ile Maliye Hazinesinin ayrı tüzel kişileri olduğunu, izafeten dava açılamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; muris …’a ait hissenin davacıya intikal ettiği, 1963, 1966 ve 1967 yılları kar paylarının …’a ödendiği, 1968 ve 1969 yıllarına ait 2,41 TL temettünün 5 yıllık zamanaşımına uğradığından hazineye intikal ettirildiği, 2003-2007 dönemine ilişkin toplam 162,68 TL temettünün zamanaşımına uğradığı, 2008-2013 dönemine ait toplam 1,71 TL temettünün sahibinin müracaatının beklendiği, sermaye arttırımlarının kanuna göre yapıldığı, 1986-1999 dönemi hariç sermaye arttırımlarından ortaklara rüçhan hakkı kullanmalarına imkan sağlandığı, bu hakkın verilmesinin öngörülmediği dönemin bankanın KİT statüsüne alındığı ve 233 sayılı KHK’ya tabi olunduğu dönem olduğu, 100 TL’lik hissenin 1 TL’ye indirilmesinin kanun gereğince yapıldığı, bu sebeple davacı iddialarının yerinde olmadığı, davacının kar payı talebinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 25/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.