YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/7146
KARAR NO : 2017/7236
KARAR TARİHİ : 30.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanıkta ele geçen ve üzerinde sanığın fotoğrafının bulunduğu, fakat …’a ait kimlik bilgileriyle düzenlenen sahte nüfus cüzdanında fotoğraf değişikliği ya da sair surette herhangi bir tahrifat yapılmadığının alınan uzmanlık raporuyla tespit edilmesi ile dosyada mevcut… Nüfus Müdürlüğü’nün cevabi yazısı doğrultusunda, suça konu nüfus cüzdanının, nüfus cüzdanı talep belgesine istinaden nüfus müdürlüğünden alındığının anlaşılması karşısında, resmi belgede sahtecilik suçunun zincirleme olarak işlendiği dikkate alınarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesinin uygulanmaması isabetsizliği aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Gerekçeli karar başlığında “01.01.2010” olarak yanlış yazılan suç tarihinin, “04.01.2010” olarak mahallinde düzeltilmesi; sanık hakkında tekerrüre esas alınan Balıkesir 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2004/2138 Esas, 2007/277 Karar sayılı ilamındaki mahkumiyetin, 765 sayılı TCK’nın 191/1 (5237 sayılı TCK’nın 106/1-1.cümle) maddesinde yazılı tehdit suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK’nın 106/1. maddesinde tanımı yapılan tehdit suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nın 7/2. maddesi uyarınca; ”Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.” hükmü de gözetilerek, 6763 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip, hakkında bahsedilen ilamın esas alınarak TCK’nın 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususları ile 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığa yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanığın ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 30.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.