Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2013/5807 E. 2014/15593 K. 11.11.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5807
KARAR NO : 2014/15593
KARAR TARİHİ : 11.11.2014

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar … ve … Ltd. Şti vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu Asiye’nin üzerine kayıtlı taşınmazını mal kaçırma amaçlı davalı … Ltd. Şti.’ne sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, dava şartı olan aciz vesikasının olmadığını, muvazaanın söz konusu olmadığını, taşınmazın gerçek değerinden satıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı şirket vekili, tapuda gösterilen bedel dışında ödeme yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın satış tarihinde tapuda gösterilen değeri ile rayiç değer arasında önemli bir fark bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, … ve… ve… Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairenin 31/10/2011 gün ve 2011/4631 Esas ve 2011/10119 Karar sayılı ilamı ile dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı 3. kişi şirketin taşınmazın satış tarihi olan 27.02.2009 tarihinde üzerine ipotek tesis ettirmek suretiyle 02.03.2009 tarihinde 100.000,00.-TL tutarında kredi kullandığı, aynı gün borçluya 55.000,00.-TL havale yolu ile aktarıldığı, banka hesap hareketleri, kredinin kullanılma tarihi ve taşınmazın satış tarihi dikkate alındığında kullanılan 100.000,00.-TL kredinin olağan hayat tecrübelerine göre satış bedeli olarak borçluya ödendiğinin kabulü gerekmesine, satış bedeline ilave edilen bu miktarlar nazara alındığında bedeller arasında mislini aşan fark oluşmamasına ancak 12.09.2008 tarihli kredi sözleşmesinde borçlu dava dışı … Ltd. Şti. kefiller ise …, dava dışı … ve dava dışı … A.Ş. olduğu, davalı şirket tarafından taşınmaz satışı karşılığı olarak davalı borçlu Asiye’ye verildiği iddia edilen çeklerdeki ciro silsilesi gözönüne alındığında çeklerde Asiye’nin cirosunun bulunmadığı buna karşılık dava dışı kredi borçlusu … Ltd. Şti.nin ve diğer kefiller…ve …nin cirolarının bulunduğunun belirlendiği, davalı şirket ile borçlu arasında ticari ilişki bulunduğu ve birbirlerini tanıdıkları, bunun sonucu davalı şirketin, borçlu Asiye’nin alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olduğundan dolayı tasarrufun iptali gerekeceği (İİK. 280/I) belirtilerek sonucu itibariyle doğru olduğu gerekçesi ile hükmün onanmasına karar verilmiş bu kez davalı…Ltd.Şti. vekili ve davalı … vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Davalı 3. kişi …Ltd.Şti. tarafından satın alınan taşınmaz bedeline mahsuben verilen çeklerin bazılarında, davalı borçlunun takibe konu kredi sözleşmesinin borçlusu olan…nin ve bazılarında da aynı kredinin borçlusu … Ltd. Şti.nin cirosunun bulunduğu ancak bu ciroların davalı 3. kişi yetkilisi … tarafından ciro edildikten sonra gerçekleştirildiği anlaşılmıştır. Yargılama sırasında yaptırılan bilirkişi incelemesinde davalı 3. kişi şirket ile borçlunun birlikte sözleşme imzaladığı şirketler arasında bir ilişki bulunmadığı da açıklanmıştır. İptali istenen tasarruf için çekilen kredinin 55.000 TL’sinin dahi borçluya ödendiği kabul edilse ya da satış bedeline, davalı 3. kişinin borçluya verdiği çeklerin toplamı ilave edilse bile taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş farkın bulunmadığı tereddütsüzdür. Hal böyle olunca davalılar arasında bir ilişki ya da tanıdıklık durumunun bulunmadığı, bedel farkının oluşmadığı da nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne dair verilen hükmün onanması doğru görülmemiş yazılı nedenlerle Dairemizin 31/10/2011 gün ve 2011/4631 Esas ve 2011/10119 Karar sayılı ilamının kaldırılarak mahkeme kararının bozulması gereğine değinilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma toplanan deliller ve bozma ilamı doğrultusunda dava konusu taşınmazın tapudaki satış bedeli ile bilirkişi tarafından belirlenen rayiç değeri arasında misli fark bulunmadığı, davalı 3.kişi şirketin kötüniyetli olduğunun ispatlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davacı vekilinin yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 0,90 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 11.11.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

25,20 TL.0.H
24,30 TL.P.H.
0,90 TL.Kalan