YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/10075
KARAR NO : 2017/4478
KARAR TARİHİ : 19.09.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)
Taraflar arasında görülen davada … 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/05/2016 tarih ve 2014/72-2016/111 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19/09/2017 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekilleri Av. … ile Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin … Yarımada Özel Sağlık Ambulans Hiz. Ltd. Şti.’deki hissesini davalı borçluya devrettiğini, hisse devir bedelinin 1.000.000 TL’sinin ödendiğini, bakiye 1.000.000 TL’nin 25/07/2013 tarihinde müvekkiline ödeneceğinin kararlaştırılmasına rağmen ödeme yapılmadığını, müvekkilinin aradaki anlaşma gereği iki adet ambulans ile iki adet ticari aracı şirkete devrettiğini, müvekkilinin tüm edimlerini yerine getirmesine rağmen davalının bakiye hisse devir bedelinin tahsili için başlatılan icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali, takibin devamı ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, davacının hisse devri sırasında gerçekleri gizleyerek müvekkilini aldattığını, noter huzurunda resmi sözleşme niteliğine dönüştürülen sözleşmede cezai şart yer almadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava dışı limited şirketteki hisselerini davalıya devrettiği, davalının sözleşmenin geçerli olmadığı ve davacının edimlerini yerine getirmediği yönündeki savunmalarının yerinde bulunmadığı, davalının bakiye 1.000,000,00 TL tutarındaki hisse devir bedelini ödemediği ve bu nedenle takibe yaptığı itirazın haksız olduğu gerekçesiyle, itirazın iptali ile takibin devamına ve asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, limited şirket hisse devir bedeli ve hisse devir sözleşmesinde öngörülen cezai şartın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının dava dışı limited şirketteki hisselerini davalıya devrettiği, davalı tarafın sözleşmedeki edimlerini yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Limited şirket hisse devir sözleşmeleri 6102 sayılı TTK’nın 595. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemlerin yazılı şekilde yapılması ve tarafların imzalarının noterce onaylanması şart olduğu gibi, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun da onayı şarttır.
6098 sayılı TBK’nın 13. maddesinde sözleşmelerde yasal şekil “Kanunda yazılı şekilde yapılması öngörülen bir sözleşmenin değiştirilmesinde de yazılı şekle uyulması zorunludur. Ancak sözleşme metniyle çelişmeyen tamamlayıcı yan hükümler bu kuralın dışındadır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, taraflar arasında yapılan 13.06.2013 tarihli noterde düzenlenen hisse devir sözleşmesiyle davacının hisselerini davalıya devrettiği, yine aynı tarihli adi yazılı sözleşmeyle hisse devir bedeli ve cezai şart kararlaştırıldığı, davalı tarafın sözleşmedeki davaya konu devir bedelini ödemediği, bunun üzerine davacının icra takibinde hisse devir bedeli ile birlikte cezai şartın tahsilini talep ettiği anlaşılmaktadır.
Sözleşmede yapılan değişiklik tamamlayıcı koşullarda olsa dahi bu koşullar sözleşmeyle yükümlenilen borçları ağırlaştıracak doğrultuda ve nitelikte ise geçerliliği sözleşmenin bağlı olduğu biçimde yapılmasına bağlıdır. Taraflar arasında 6102 sayılı TTK’nın 595. maddesindeki şartlara uygun olarak yapılan ve noterde düzenlenen hisse devir sözleşmesinde öngörülmeyen cezai koşul, bu biçime uygun olmayan adi yazılı belgeyle kararlaştırılmış olup bu nedenle geçersizdir.
Bu durumda mahkemece adi yazılı sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın geçersiz olduğu gözetilerek cezai şart talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca, davacı icra takibinde 22.04.2013 tarihinden itibaren işlemiş 21.452,05 TL faiz talep etmiş ve mahkemece faiz yönünden de davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, taraflar arasındaki 13.06.2013 tarihli adi yazılı sözleşmede dava konusu bakiye 1.000.000 TL hisse satış bedelinin 25.07.2013 tarihinde ödeneceği kararlaştırılmış olup, bu tarihte borcun muaccel hale geldiği ve davalı borçlunun temerrüde düştüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşmede hisse devir bedelinin ödeme günü belli olduğundan bu tarihten itibaren faiz hesabı yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.480 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.