Yargıtay Kararı 17. Ceza Dairesi 2017/3777 E. 2017/11682 K. 16.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3777
KARAR NO : 2017/11682
KARAR TARİHİ : 16.10.2017

MAHKEME KARARI : Asliye Ceza Mahkemesi
HÜKÜM : Mahkumiyet
SUÇLAR : Hırsızlık

Hırsızlık suçundan yapılan yargılama sonucunda; sanık … hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 493/1-son, 62, 522, 523. maddeleri gereğince 7 ay 3 gün hapis ile cezalandırılmasına ilişkin Osmaniye 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 27/02/2008 tarih, 2004/54 Esas ve 2008/169 Karar sayılı kararının sanık … müdafiinin temyizi üzerine;
Yargıtay 22. Ceza Dairesi’nin 31/05/2016 tarih, 2015/13094 Esas ve 2016/9238 Karar sayılı kararıyla;
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, kararların nitelik, cezaların türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
“Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre sanıklar …, …, … ve … müdafilerinin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle, hükümlerin istem gibi ONANMASINA,” karar verilmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 28.09.2017 tarih ve 2017/40254 sayılı yazısı ile;
ANLATIM VE TALEP:
Sanıklar …, …, … ve … hakkında 21/01/2004 tarihinde müşteki …’a yönelik olarak işledikleri “muhkem eşyayı kırarak hırsızlığa tam teşebbüs” suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Osmaniye 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 27/02/2008 tarih ve 2004/54 Esas ve 2008/169 Karar sayılı ilâmı ile adı geçen sanıkların 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 62, 522, 523, 36, 40. maddeleri gereğince 7 ay 3 gün hapis ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, hüküm sanıklar tarafından temyiz edilmiş, Başsavcılığımızca 25/10/2010 tarih ve 2008/121830 sayılı tebliğname düzenlenmiş, Yargıtay 22. Ceza Dairesinin 31/05/2016 gün, 2015/13094 Esas ve 2016/9238 Karar sayılı ilâmı ile hükmün onanmasına karar verilmiş, anılan kararın sanık … tarafından itiraz edilmesi nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığımıza gelmesi üzerine,
Yapılan inceleme sonucu dosya içeriğinde iddiayı doğrulayan somut delil bulunmayan ve tüm aşamalarda suçlamaları reddeden sanık …’ın atılı suçu işlediğini gösteren, mahkûmiyetine yeterli, kuşkudan uzak, kesin, inandırıcı ve hukuka uygun kanıtlar karar yerinde gösterilip tartışılmadan, sanığın atılı suçu işleyip işlemediğine dair mevcut şüphenin ortadan kalkmadığı gözetilmeksizin, sadece diğer sanıklar …, … ve …’ın atfı cürüm mahiyetindeki ifadelerine dayanılarak, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verildiği anlaşıldığından, aşağıda arz ve izah edilen sebeplerle ilâma itiraz edilmesi gerekmiştir.
İTİRAZ NEDENLERİ:
İtirazımız sanık …’a atılı suçun subutu noktasındadır. Sanık …’ın itirazında, aynı gece aynı sanıklarla aynı yerde başka bir müştekinin işyerinden gerçekleştirdiği iddia edilen hırsızlık suçundan Yargıtay bozma ilâmı üzerine beraat ettiğini belirtmesi üzerine, itirazında sözünü ettiği Osmaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/872 Esas sayılı dosyası getirtilip incelendiğinde;
Sanıklar …, …, … ve … hakkında 21/01/2004 tarihinde, müşteki …’a ait işyerinden gece vakti murç ile kasayı delerek içinden çek, senet ve 900,00 YTL parayı almak suretiyle işlenen hırsızlık suçu nedeniyle Osmaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldığı, bu dava sonunda sanık … hakkında 765 sayılı TCK’nın 493/1-son, 522 ve 40. maddelerine göre 4 yıl hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verildiğini, temyiz edilen bu kararın Yargıtay 17. Ceza Dairesi’nin 29/09/2015 tarih, 2015/10290 Esas ve 2015/6332 Karar sayılı ilâmı ile tüm sanıklar yönünden bozulduğu, ancak … hakkındaki mahkûmiyet hükmünün “Sanık …’ın atılı suçlamayı kabul etmediği, dosyada suçun bu sanık tarafından işlendiğine dair, diğer sanıklar …, … ve …’ın atfı cürüm mahiyetindeki beyanlarından başka; hükümlülüğüne yeterli hukuka uygun, kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi, “gerekçesiyle bozulduğu, bozma üzerine yapılan yargılama sonunda Osmaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 23/03/2017 tarih, 2015/872 Esas ve 2017/89 Karar sayısı ile; “Sanık …’ın üzerine atılı kasa delmek suretiyle hırsızlık suçunu işlediğinden bahisle 765 sayılı TCK’nın 493/1-son maddesi gereğince açılmış olan kamu davasında, sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, diğer sanıkların atfı cürum mahiyetindeki beyanlarından başka hükümlülüğüne yeterli hukuka uygun, kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından CMK’nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın BERAATİNE,” karar verildiği, bu beraat kararının temyiz edilmeksizin kesinleştiği, diğer sanıklar yönünden bozmaya uyularak verilen mahkûmiyet kararlarının temyiz edildiği görülmüştür.
İtiraza konu Osmaniye 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 27/02/2008 tarih, 2004/54 Esas ve 2008/169 Karar sayılı dosyasında mahkeme, sanıklar hakkındaki mahkûmiyet kararının gerekçesini ve subut delillerini;
“Dosyanın incelenmesinde; yapılan yargılama sonunda delillerin bir arada değerlendirilmesinde, sanıkların suç işleme iradesi altında gece vakti müştekiye ait işyerine gelerek yanlarında bulunan ve emanete alınan eşyalarla işyerindeki kasayı murç ile delerek kasayı açtıkları içerisinde bir şey çıkmadığı sanıkların kısmi ikrarı, yer gösterme tutanağı, müşteki beyanı, ve tüm dosya kapsamına göre sabit olup sanıkların eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı sanıkların eyleminin 765 sayılı Yasa’nın 493/1-son, 62, 522, 40, 5237 sayılı Yasa’nın 142/1-b, 143, 35, 151, 116/2, 4, 119/1-c, 53 maddelerine uyduğu 5252 sayılı yasanın 9 ve 5237 sayılı Yasa’nın 7. maddesine göre 5237 sayılı Yasa’nın sanıklar aleyhine olduğu anlaşılmakla sanıkların 765 sayılı Yasa’nın 493/1-son, 62, 522, (eylemin niteliği dikkate alınarak 765 sayılı Yasa’nın 523. maddesinin uygulaması) 40. maddelerine göre cezalandırılmasına, emanetin 2004/52 sırasında kayıtlı eşyaların 765 sayılı Yasa’nın 36. maddesine göre müsaderesine karar vermek gerekmiştir.” şeklinde açıklamıştır. Mahkemenin kabulü doğrultusunda sübut delilleri değerlendirildiğinde;
Müştekiler … ve …’a ait işyerlerinde hırsızlık olaylarının meydana geldiği 21/01/2004 gecesi suç yeri yakınlarında şüpheli şekilde park halinde bulunan … plaka sayılı otonun, aynı bölgede gece bekçiliği yapan … tarafından fark edilerek polise bildirildiği, ancak herhangi bir arama kaydı bulunmayan aracın aynı gece saat 05.00 sıralarında olay yerini terk etmesi üzerine söz konusu işyerlerinde meydana gelen hırsızlık olaylarına ilişkin soruşturma kapsamında polis kayıtlarına alındığı, olay sonrası 24/01/2004 tarihinde … ve …’nın bu araçta yakalandıkları, polis sorgularında ayrıntılı olarak gerçekleştirdikleri hırsızlık olaylarını anlattıkları ve yer göstermesinde bulundukları, her iki işyerindeki hırsızlığı diğer sanık … ve …’in arkadaşı … adındaki kişi ile birlikte gerçekleştirdiklerini belirtmeleri üzerine, sanık …’ın 25/01/2004 tarihinde yakalandığı, …’ın olay gecesi yanındaki kişinin…’nun oğlu… olduğunu söylemesi üzerine polis kayıtlarında tanınan… ve … oğlu…’in yakalandığı, …’in 27/01/2004 tarihli polis ifadesinde kendisinin diğer sanıklar ile atılı suçları işlemediğini, sanık …’in … ile gezdiğini belirttiği, aynı gün …’in diğer sanıklar …, … ve … ile yüzleştirmesi yapıldığında her üç sanığın da olay gecesi yanlarında olan … adındaki kişinin … olmadığını ifade ettikleri, …’ın Cumhuriyet savcılığında verdiği ifadesinde eylemleri ikrar ettiği, olay gecesi …, … ve… olarak bildiği üç sanıkla birlikte olduğunu belirttiği, yakalanan sanıklar …, … ve …’ın 27/01/2004 tarihinde Osmaniye Sulh Ceza Mahkemesi’nde yapılan sorguları sonunda tutuklanmalarına karar verildiği, Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 30/01/2004 tarih ve 2004/184 Esas sayılı iddianamesi ile sanıklar …, …, … ve … hakkında, müşteki …’a yönelik eylemleri nedeniyle “kasa delmek suretiyle hırsızlığa tam teşebbüs” suçundan cezalandırılmaları istemiyle açılan davanın Osmaniye 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2004/54 Esas sayısına kayden, Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 30/01/2004 tarih ve 2004/183 Esas sayılı iddianamesi ile sanıklar …, …, … ve … hakkında, müşteki …’a yönelik eylemleri nedeniyle “kasa delmek suretiyle hırsızlık” suçundan cezalandırılmaları istemiyle açılan davanın Osmaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2004/54 Esas sayısına kayden görüldüğü,
İtiraza konu Osmaniye 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2004/54 Esas sayısına kayden görülen davada tutuklu sanıklar …, … ve …’ın mahkemede yaptıkları savunmalarında suçlamaları reddettikleri, savunmasının tespiti amacıyla CMUK’nın 223. maddesi uyarınca gıyabi tutuklu olarak yargılanan sanık …’ın savunmalarının Şanlıurfa 1. Asliye Ceza Mahkemesi ve Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nde alındığı, suçlamaları reddeden sanık …’ın eşgal bilgilerini veren diğer sanıklar tarafından fotoğraf teşhisi ve yüzleştirmesinin yaptırılmadığı anlaşılmıştır.
Dosya kapsamına göre, sanık … hakkındaki iddiayı doğrulayan, diğer sanıklar …, … ve … ile birlikte hareket ettiğini gösteren telefon kaydı, görüntü kaydı, tarafsız tanık anlatımı, fotoğraf, parmak izi, yüzleştirme tutanağı ve benzeri somut herhangi bir delil bulunmadığı, diğer sanıkların doğrulanmayan anlatımlarının atfı cürüm düzeyinde kaldığının kabulü gerektiğinden, tüm aşamalarda suçlamaları reddeden sanık …’ın atılı suçu işleyip işlemediğine dair mevcut şüphenin ortadan kalkmadığı nedenle “şüpheden sanık yararlanır“ ilkesi gereğince sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı görülerek,
Osmaniye 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 27/02/2008 tarihli ve 2004/54 Esas ve 2008/169 Karar sayılı kararına ilişkin 22. Ceza Dairesi’nin 31/05/2016 gün, 2015/13094 Esas, 2016/9238 Karar sayılı onama ilamının kaldırılarak, yerel mahkemenin sanığın mahkumiyetine dair hükmünün bozulması istemiyle anılan karara itiraz edilmiştir.
SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan gerekçelerle;
“1)İtirazın KABULÜ ile,
2)22. Ceza Dairesi’nin 31/05/2016 gün, 2015/13094 Esas ve 2016/9238 Karar sayılı ONAMA hükmünün KALDIRILMASINA,
3)Osmaniye 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 27/02/2008 tarihli ve 2004/54 Esas ve 2008/169 Karar sayılı mahkûmiyet hükmünün sanık … yönünden BOZULMASINA
Karar verilmesi,
4) İtirazın yerinde görülmemesi halinde dosyanın değerlendirilmek üzere Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na gönderilmesi, itirazen arz ve talep olunur.” şeklinde istemde bulunulması üzerine dosya dairemize gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü;
İTİRAZIN KAPSAMI;
Sanık …’ın müştekiye yönelik gerçekleşen eylemi işlediği konusunda şüphe olduğu ve beraat etmesi gerektiği belirtilerek Yargıtay 22. Ceza Dairesi’nin onama kararının kaldırılması talep edilmiştir.
KARAR;
Dosya kapsamına göre, sanık … hakkındaki iddiayı doğrulayan, diğer sanıklar …, … ve … ile birlikte hareket ettiğini gösteren telefon kaydı, görüntü kaydı, tarafsız tanık anlatımı, fotoğraf, parmak izi, yüzleştirme tutanağı ve benzeri somut herhangi bir delil bulunmadığı, diğer sanıkların doğrulanmayan anlatımlarının atfı cürüm düzeyinde kaldığının kabulü gerektiğinden, tüm aşamalarda suçlamaları reddeden sanık …’ın atılı suçu işleyip işlemediğine dair mevcut şüphenin ortadan kalkmaması nedeniyle “şüpheden sanık yararlanır“ ilkesi gereğince ve aynı sanıklar hakkında aynı tarih ve saatlerde gerçekleşen müşteki …’a yönelik olay için sanık … hakkında Dairemizin 29.09.2015 tarih, 2015/10290 Esas ve 2015/6332 Karar sayılı kararı da gözetilerek sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 28.09.2017 tarih ve 2017/40254 sayılı itiraz istemi yerinde görülmüş olduğundan İTİRAZIN KABULÜNE, Yargıtay 22. Ceza Dairesi”nin 31/05/2016 gün ve 2015/13094 Esas ve 2016/9238 Karar sayılı ilamındaki sanık …’ın hırsızlık suçundan kurulan onama kararının KALDIRILMASINA,
Sanık …’ın atılı suçlamayı kabul etmediği, diğer sanıklar …, … ve …’ın atfı cürüm mahiyetindeki beyanlarından başka; sanık …’ın hükümlülüğüne yeterli hukuka uygun, kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itiraz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 16.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.