YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2015/23784
KARAR NO : 2017/11913
KARAR TARİHİ : 17.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Dosya kapsamına göre, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5237 sayılı TCK’nın 61/1. maddesine göre malın değerinin az ya da çok olması, temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşmak için bir kriter olup, hırsızlık suçuna konu malın değerinin az olmasının TCK’nın 145. maddesinde ayrı olarak düzenlenmesi, kanun koyucunun hırsızlık suçunda malın değerinin az olmasına verdiği önemi göstermektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.12.2009 gün ve 6/242-291 sayılı içtihadında belirtildiği üzere, “…daha çoğunu alabilme olanağı varken yalnızca gereksinimi kadar ve değer olarak az olan şeyi alma” görüşünün, TCK’nın 145. madde uygulamasında bütünüyle reddedilmesi mümkün değil ise de, maddenin, yalnızca bu tanımlamayla sınırlandırılması da olanaklı değildir. 145. maddenin gerek ilk şekli, gerekse değiştirilmiş biçimi; ortak tanımlama ile, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan değerin az olmasını temel almaktadır. TCK’nın 145. maddesine göre, faile verilen cezada indirim yapılabilmesi için malın değerinin az olması yeterli olup, hâkim indirim oranını TCK’nın 3. maddesinde öngörüldüğü üzere “işlenilen fiilin ağırlığıyla orantılı” olacak şekilde saptamalıdır.
Değer azlığı nedeniyle ceza vermekten vazgeçme kararı verilecek ise; malın değerinin azlığı yanında “suçun işleniş şekli ve özellikleri” de dikkate alınmalıdır. TCK’nın 145. maddesinin uygulanmasında hâkime takdir hakkı tanınmış olup, hâkim takdir hakkını kullanırken keyfiliğe kaçmadan, her somut olaya uygun, yasal ve yeterli gerekçe göstermek suretiyle uygulama yapmalıdır.
Somut olayda ise; sanığın çeşitli ürünlerin bulunduğu müştekiye ait marketten toplam değeri 18,00 TL olan 2 adet 1,5 kg’lik Omo marka deterjanı aldığının anlaşılması karşısında, yetersiz gerekçeye dayanarak sanık hakkında TCK’nın 145. maddesinin uygulanmaması suretiyle fazla ceza tayini,
2-UYAP ortamında ve dosyanın fiziken incelenmesinde, 3. ve 4. celselere ait duruşma tutanaklarının dosya münderecatında bulunmadığının anlaşılması karşısında, söz konusu tutanakların denetime imkan sağlayacak şekilde dava dosyası içerisine konulmaması,
3-T.C. Anayasa Mahkemesi’nin, TCK’nın 53. maddesine ilişkin olan, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK’nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
4-Dosyada Yargıtay’ın bozma ilamı bulunmamasına rağmen, hüküm fıkrasının yargılama giderlerine ilişkin kısmında ”…bozma ilamı sanık lehine olduğundan bozma ilamı sonrası yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına” şeklinde, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçeyle hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 17/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.