YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/25382
KARAR NO : 2017/16121
KARAR TARİHİ : 19.10.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; davacının 28/11/2014 tarihinde davalı iş yerinde gözleme ustası olarak işe başladığını, davacının iş akdinin feshedildiği 08/07/2015 tarihine kadar kesintisiz olarak çalıştığını, davacıya işe başladığı gün Beşiktaş 5. Noterliğinden taahhütname aldığını, taahhütnamede güvenlik soruşturması olumsuz olursa işten çıkarılacağının yazıldığı, bu taahhütnamenin geçersiz olduğunu, davacının bu taahhütnameyi imzalamak zorunda bırakıldığını, davacıya 08/07/2015 tarihinde güvenlik soruşturması olumsuz olduğu için iş akdine son verildiğini, yapılan bu güvenlik soruşturmasının haksız olduğunu, ayrıca güvenlik soruşturmasında ne gibi sonuçların çıktığının bilinmediğini, bu nedenlerle hukuka aykırı olarak hiçbir neden olmadan feshedilen davacının iş akdinin iptali ile davacının işe iadesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Usule uygun tebliğ olmadığından davalı davaya cevap verememiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin davacı hakkında başlatılan güvenlik soruşmasının olumsuz çıktığı gerekçesiyle haklı nedenle feshedildiği, belli başlı görevlerde ve meslek alanlarında güvenliğin %100 olması gerektiği yani sıfır risk ile çalışması zorunluluğunun açık olduğu, davacının güvenli soruşmasını yapmaksızın acilen işe alınmasını gerektirir bir durum yok iken davacının işe alındığı altı ayı aşkın süre çalıştığı, işe girişten öncesine ve sonrasına ilişkin doğrudan doğruya davacıya ilişkin iş sözleşmesinin feshini gerektirir ağırlıkta bir kusur atfedilmediği, davacının güvenlik denetiminin yapılarak işe alınması gerekirken bu bilginin davacı tarafından gizlendiği de kanıtlanmadan ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı düştüğü düşüncesi ile yapılan feshin kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 49 ve 50. maddelerinde; tüzel kişilerin, kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla fiil ehliyetini kazanacakları ve iradelerini bu organları aracılığıyla açıklayacakları, aynı şekilde HUMK’nun 39. maddesine göre ehliyeti haiz olan tüzel kişilerin yasal organları ile hareket edecekleri hüküm altına alınmıştır. Organlar, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar. Tüzel kişinin, fonksiyonlarını, kanuna veya tüzel kişinin ana sözleşmesine göre, bağımsız olarak yerine getirmek üzere seçilen veya atanan ya da kendisine bu fonksiyonları bağımsız olarak yerine getirmek üzere fiilen ve dışarıdan belli olacak şekilde yetki verilen kişi ya da kişi gruplarına organ adı verilir. Organlar, hükmi şahsın iradesini açıklarlar, tüzel kişiyi içeride yönetir, dışa karşı da temsil ederler. Tüzelkişinin organından söz edebilmek için onun mutlaka tüzel kişinin irade ve karar organı olması zorunlu değildir. Onun içindir ki, genel kurul, yönetim kurulu yanında çeşitli yöneticiler tüzel kişinin organı olarak değerlendirilebilir. Bu kapsamda, genel olarak dış ilişkilerde, bazı kimselerin tüzel kişinin hukuki muamelelerine katılması öngörülmüşse, bu kimseler de tüzel kişinin organı sayılırlar.” (HGK. 2004/21-406 E, 2004/434 K).
Kamu tüzel kişileri, görevleri bakımından kamu otoritesini temsil eden tüzel kişiler olup; kanunla ya da kanunun verdiği yetkiye dayanılarak idare tasarrufu ile kurulur (Anayasa md. 123; MK. 52). Taraf ehliyetine de kamu tüzel kişileri sahiptir.
Devlet tüzel kişiliğine bağlı ve ayrı tüzel kişiliği bulunmayan kuruluşların ise, taraf ehliyeti yoktur; bunların işlemleri ile ilgili davaların bağlı bulundukları tüzel kişiliğe karşı açılmaları gerekir. Bağlı bulunun kuruluşun 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesi anlamına işveren sıfatına haiz olması, bağlı bulunduğu tüzel kişiliğin taraf sıfatını ve işverenlik sıfatını ortadan kaldırmaz. Zira bu kuruluş, tüzel kişiliğin bir organıdır.Somut uyuşmazlıkta davacı dava dilekçesinde davalı olarak “…” nü göstermiş, dava dilekçesi anılan yere tebliğ edilmiştir. Ancak söz konusu davalının T.C. Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde T.C. Kara Kuvvetleri Komutanlığı’na orduevi olduğu, tüzelkişiliği haiz olmadığı, bu nedenle T.C. Milli Savunma Bakanlığı’na dava dilekçesi tebliğ edilip taraf teşkili sağlanıp deliller toplandıktan sonra yargılamaya devam edilip karar verilmesi gerekirken taraf teşkili sağlanmaksızın karar verilmesi bozma nedenidir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.