YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/13606
KARAR NO : 2017/11481
KARAR TARİHİ : 26.09.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Borçlu vekili İcra Mahkemesi’ne başvurusunda, dayanak ilamda davalıların sorumlulukları açısından karar verilmemesine rağmen kararın tamamının takibe konu edildiğini belirterek takibin iptalini talep etmiştir.
İlamların infaz edilecek kısmı, hüküm bölümü olup, hükmün içeriğinin aynen infazı zorunludur. Gerek icra müdürlüğü gerekse sınırlı yetkili icra mahkemesi ilamın infaz edilecek kısmını yorum yolu ile belirleme yetkisine sahip değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 08.10.1997 tarih ve 1997/12-517 E. -1997/776 K.; 22.03.2006 gün ve 2006/12-92 E.-2006/85 K.; 25.06.2008 gün ve 2008/12-451 E.- 2008/453 K. Sayılı ilamları).
Takip dayanağı İstanbul 3. İdare Mahkemesi’nin 2012/2364 Esas 2015/402 Karar sayılı ilamında “….23.704,30 TL maddi 70.000,00 TL manevi tazminat üzere olmak üzere toplam 93.704,30 TL’lik kısmının kabulüne ve bu miktarın idarelere başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine,….. aşağıda dökümü yapılan 620,80 TL yargılama giderinin 220,80 TL lik kısımının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, ….. 10.845,00 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,..” şeklinde hüküm kurulmuştur. Anılan kararda hükmedilen alacağın müştereken ve müteselsilen tahsili yönünde açık bir hüküm kurulmadığından davalılardan eşit oranlarda tahsil edilebileceğinin kabulü gerekir.
Açıklanan nedenle İcra Mahkemesi gerekçesi yerinde değilse de alacaklının takip talepnamesindeki “ İlam tutarının ½ oranında T.C Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 113.600 TL olarak 09.10.2015 tarihinde ödenmiş, iş bu nedenle takiple bakiye alacak talep edilmektedir.” açıklaması karşısında mahkemece yapılacak iş; bahsi geçen takip tarihi itibariyle ilama göre istenebilecek asıl alacak ve faiz miktarının gerektiğinde bilirkişi marifetiyle belirlenmesi, buna göre itiraz eden …’nın ilama göre borçlu olduğu miktarın yukarıda izah edilen ilkeler doğrultusunda tespiti ile itirazın sonuçlandırılması gerekirken eksik inceleme ile ve borçluların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları kabul edilerek hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun geçici 3. Maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.