YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1716
KARAR NO : 2017/4452
KARAR TARİHİ : 18.09.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada…4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/11/2015 tarih ve 2014/398-2015/618 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, borçlu davalının keşide ettiği Yapı Kredi Bankası…Şubesi’ne ait … çek no.lu, 30.01.2014 keşide tarihli, 30.000 TL meblağlı çekten ötürü icra takibine geçildiğini, davalının süresinde yapmış olduğu itiraz üzerine takibin durduğunu, davaya konu çekin keşideci davalı tarafından müvekkilinin kredi borçlusu Side Kristal Mut. Ekip Ltd. Şti. emrine düzenlendiğini, dava dışı şirketin müvekkiline çeki temlik cirosu ile devir ve temlik ettiğini, çekin yasal süresi içerisinde muhatap bankaya ibraz edilmediğini ve tahsil edilemediğini, bu itibarla müvekkilinin başvurma hakkını kullanamadığını, davalının çekteki meblağ kadar sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek, 30.000 TL’nin 30.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, çekte son ciranta takip alacaklısının davacı olarak göründüğünü, fakat takip alacaklısının çek üzerindeki cirosunun kendisi tarafından iptal edildiğini, takibe konu çekin bankaya ibraz edilmediğini, davacının elinde bulundurduğu çekin dava dışı şirket tarafından davacı bankadaki kredi hesabına yatırıldığını ve ibraz süresinden önce çek bedelinin ödendiğini, davacının elinde bulundurduğu işbu çeki dava dışı şirkete iade etmeyerek bu borçluya ait kalan kredi alacağına karşılık teminat olarak sakladığını, alacaklı banka kayıtları incelendiğinde bu hususunun açıkça ortaya çıkacağını, işbu alacağın konusuz kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu çekin dava dışı şirketin davacı bankaya olan kredi borcunun teminatı olarak verildiği, dava dışı şirketin borcunun mahsup edilmediği, tahsilatın dava dışı şirketin bankadaki kendi hesabına aktarılıp buradan banka borcunun havale ile ödendiği, hamilin halen anılan şirket olup davacı bankanın onun vekili sıfatıyla hareket ederek tahsilatın gerçekleşebileceği, bu halde dolaylı olarak kredi borcunun mahsup edileceği, banka kayıtlarında söz konusu çekin borç için alındığının gösterilmediği, rehin veya bu sonucu elde etmeye yönelik teminat amacıyla çekin ciro edilmesi halinde çeki devralan kişinin çeke dayalı hakları kullanamayacağı, davacı banka davaya konu çeki teminat amacıyla almış olup, davacının yetkili hamili olarak kabul edilemeyeceği, aksinin kabulü halinde dahi çekin hamilin zararına zenginleşme oluşturmadığı, davacı bankanın aldığı çekin karşılığında kredi borcunu mahsup etmemesi ve kredi alacağının kredi borçlusuna karşı mevcudiyeti karşısında sebepsiz zenginleşme şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK’nın 732’nci maddesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta, davaya konu çekin keşidecisinin davalı olduğu, davacının kredi borçlusu olan dava dışı şirket emrine düzenlendiği ve davacının da çeki dava dışı şirketten temlik cirosu ile devraldığı anlaşılmaktadır. İşbu dava, keşideci davalı yönünden 6102 sayılı TTK’nın 732. maddesinde yer alan sebepsiz zenginleşme davası olup, bu madde hükmüne göre, zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar; ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene (keşideciye) aittir. Bu durumda, mahkemece sebepsiz zenginleşmediğini ispat yükünün davalı keşidecide olduğu kabul edilerek bir karar vermek gerekirken; TTK’nın 732. maddesi dikkate alınmaksızın, alınan çekin dava dışı şirketin kredi borcundan davacı tarafça mahsup edilmediği, kredi alacağının dava dışı şirkete karşı halen mevcut olduğu ve sebepsiz zenginleşme şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 18/09/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.