Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/14098 E. 2017/11177 K. 20.09.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/14098
KARAR NO : 2017/11177
KARAR TARİHİ : 20.09.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Davacı alacaklı 01.07.2014 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 25.08.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 1.750,00 TL kira alacağının faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçluya 03.09.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 08.09.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, takibe dayanak kira sözleşmesini evin şimdiki sahibi ile değil, eski sahibi ile akdettiklerini, kendisine herhangi bir bildirim yapılmadan taşınmazın alacaklıya satıldığını, evin yeni sahibine evi aldığı günden bu yana kira bedellerini elden ödediğini, 01.11.2014 tarihinden 01.05.2015 tarihine kadar olan kısmını değişik tarihlerde kendi isteği neticesinde eski ev sahibi İbrahim Mamak’a elden ödediğini, bu tarihten sonraki kira bedellerini ise yeni ev sahibi Mesut Kaşıkçı’ya değişik tarihlerde ödediğini, borcu bulunmadığını bildirerek borcun tamamına ve faize itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlu tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Davalı cevap dilekçesi vermediği gibi, duruşmalara da katılmamıştır.
Mahkemece, dayanak takip dosyasında borçlu kiracıya örnek 4-5 icra emrinin tebliğ edilmiş olduğunun görüldüğü, itirazın kaldırılması ve tahliyeye ilişkin davanın açılma tarihinin 07.10.2015 olduğu, icra dairesinin söz konusu takibi durdurma tarihinin ise 28.01.2016 olduğunun görüldüğü, dolayısıyla davacı kiralayan dava açtığında ortada hukuken değerlendirilebilecek bir durdurma kararı olmadığı, davacının ancak icra müdürlüğünün 28.01.2016 tarihli durdurma kararından sonra 6 ay içinde itirazın kaldırılması istemli dava açabileceği gerekçesiyle davacının itirazın kaldırılması talebinin hukuki yarar yokluğundan reddine, itiraz kaldırılmadığından da tahliye talebinin de reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesi istemlerine ilişkindir.
Davacı alacaklı haciz ve tahliye istemli olarak davalı borçlu aleyhine başlattığı icra takibi ile kira alacağının tahsilini istemiştir. Düzenlenen ihtarlı ödeme emri 03.09.2015 tarihinde davalı borçluya tebliğ edilmiş, davalı 08.09.2015 tarihinde 7 günlük yasal süresi içerisinde borca itirazda bulunmuştur. İcra müdürlüğünün durma kararı bir durum tesbitinden ibarettir. İcra takibine süresinde itiraz edilmekle takip yasal olarak kendiliğinden durur. Davacının dava açmakta hukuki yararı vardır ve haklıdır. Bu durumda mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428 ve İİK.nın 366.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 20.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.