Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2016/4510 E. 2017/10855 K. 17.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2016/4510
KARAR NO : 2017/10855
KARAR TARİHİ : 17.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanığın yokluğunda kurulan hükme ilişkin gerekçeli kararın tebliğine ilişkin tebligat belgesinin zarfında “zarf içerisinde gerekçeli kararın bulunduğunun” yazıldığı, aynı zarfın alt bölümünde ise “barodan avukat isteme yazısının bulunduğunun” belirtildiği, bu hali ile sanığa tebligat zarfında gönderilen belgenin ne olduğunda kuşku oluştuğu, sanığın 05/11/2014 tarihli dilekçesinde de gerekçeli kararın kendisine gönderilmediği beyan ettiği dikkate alındığında; sanığın eski hale getirme isteminin ve temyiz talebinin kabulü ile yapılan incelemede,
Sanığın, etrafı çevrili sitenin bahçesinde bulunan suça konu kapıyı çalması şeklinde gerçekleşen eyleminin TCK’nın 142/1-b maddesinde tanımlanan hırsızlık suçuna uyduğu gözetilmeden, yazılı şekilde aynı Yasanın 142/1-e. maddesi ile hüküm kurulması sonuç ceza değişmediğinden, araştırma üzerine sanığın ikametinin tespit edilerek ikametine gidilmesi sonucu, el koymanın mümkün olduğu bir anda sanığın suça konu kapıyı kolluk görevlilerine teslim ettiğinin anlaşılması karşısında; koşulları oluşmadığı halde hırsızlık suçundan hakkında TCK’nın 168/1 maddesinin uygulanması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
“Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu ve kasten işlemiş olduğu suç dolayısıyla hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’nın temyiz talepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün” çıkartılarak, yerine “Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 17.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.