YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/29850
KARAR NO : 2017/20310
KARAR TARİHİ : 16.10.2017
Dolandırıcılık suçundan meçhul şüpheli hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 03/03/2016 tarihli ve 2016/27935 soruşturma, 2016/17547 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 27/10/2016 tarihli ve 2016/2476 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 05/01/2017 gün ve 94660652-105-34-13918-2016 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16/01/2017 gün ve 2017/2153 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Dosya kapsamına göre, meçhul şüpheli hakkında, yürütülen soruşturma sonucu belgelerin düzenleniş tarihi itibariyle dava zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,
5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, somut olayda müştekinin 15 yıl önce kaybettiği nüfus cüzdanına istinaden düzenlenen sahte nüfus cüzdanı ile kendisi adına çeşitli bankalardan kredi, kredi kartı temin edildiği ve sahte telefon hattı alındığını iddia ederek şikayetçi olması neticesinde, … Cumhuriyet Başsavcılığının 04/10/2011 tarihli ve 2010/2441 soruşturma, 2011/76 sayılı yetkisizlik kararı ile soruşturma evrakının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesini müteakip, müştekinin bahse konu iddiaları ile ilgili olarak tekrar şikayette bulunması üzerine, bu kez … Cumhuriyet Başsavcılığının 18/02/2016 tarihli ve 2015/440 soruşturma, 2016/19 sayılı yetkisizlik kararı ile soruşturma evrakının da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, sahte olarak düzenlendiği iddia olunan belgelerin nelerden ibaret olduğunun kesin olarak belirlenmediği ve asıllarının temin edilmediği, belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmadığı, yine bahse konu belgelerin kullanılma, dolayısıyla suç tarihlerinin tespit edilmediği, müştekinin Girişim Varlık Yönetim Anonim Şirketinin 03/06/2015 tarihli yazısına konu edilen kredi sözleşmesinin kendisi tarafından imzalanmadığını belirterek davacı olduğu … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/688 esasına kayıtlı dava dosyasının incelenmediği, … Cumhuriyet Başsavcılığının 04/10/2011 tarihli ve 2010/2441 soruşturma dosyası ile verilen yetkisizlik kararının akıbetinin belirlenmediği, soruşturmanın telefon hattına özgülenerek eksik soruşturma yapıldığı anlaşılmakla, sahte olarak düzenlenerek kullanıldığı iddia edilen belgelerin araştırılarak, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşuyorsa iddianame tanzimi ile kamu davası açılması, aksi takdirde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinden yararına bozma isteyen tebliğnamede isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen 03.03.2016 tarih ve 2016/27935-2016/17547 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın incelemesi sonucunda, İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 27.10.2016 gün ve 2016/2476 sayılı kararıyla itirazın kabulüne karar verildiği ve kanun yararına bozma talebinin de, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulmasına ilişkin olduğu; öte yandan, yukarıda soruşturma numarasını belirtilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın, 22.03.2016 tarihinde şikâyetçiye tebliğ edildiği ve karara on beş günlük yasal süresinden sonra 25.04.2016 havale tarihli dilekçe ile itiraz edildiği dosya içeriğinden anlaşılmakla; süresinden sonra yapılan itirazın reddi yerine esasa girilerek kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle bu yönden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığı’na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na GÖNDERİLMESİNE, 16.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.