YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/7269
KARAR NO : 2017/18030
KARAR TARİHİ : 13.11.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı-karşı davalı, icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalı – karşı davacı ise kıdem tazminatı ile genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, halkbank sandığı kesintisi alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, asıl davanın reddine, karşı davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı-karşı davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı – Karşı Davalı İşverenin İsteminin ve Cevabının Özeti:
Davacı – karşı davalı banka vekili; davalının müvekkili bankada 01/03/2010 tarihinde çalışmaya başladığını, başladığı gün itibariyle göreve başlamaz veya göreve başladıktan 5 yıl içinde istifaen ayrılır ya da bankaca iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedilmesi halinde eğitim giderlerini 5 gün içinde ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, bu nedenle hakkında … 13. İcra Müdürlüğünün 2013/1316 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının borca itiraz etmesi nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiş, karşı davanın reddini istemiştir.
B) Davalı – Karşı Davacı İşçinin İsteminin ve Cevabının Özeti:
Davalı-karşı davacı işçi vekili; müvekkilinin bankada 01/03/2010 tarihinde çalışmaya başladığını, işe başlarken prosedür gereği denilerek birçok belgeye imza attırıldığını, tek taraflı olarak hazırlanan bu matbu evrakların yasal düzenlemelere aykırı olduğunu, müvekkilinin banka tarafından açılan uzman yardımcılığı sınavını yüksek puanla geçtiğini, ancak mülakat sonrasında hiçbir gerekçe gösterilmeden sınavı kazanamadığının bildirildiğini, bu sonuç üzerine banka yönetimine mail gönderdiğini, banka genel merkezinden gelen çağrı üzerine görüşme için gittiğinde hakarete uğradığını ve rencide edildiğini, 1 hafta sonra ise uyarı verildiğini, üzerinde sürekli psikolojik baskı oluşturulduğunu, fazla mesai ücretleri ile primlerinin ödenmediğini, bu nedenlerle iş akdini 08/08/2012 tarihide haklı olarak feshettiğini ileri sürerek, asıl davanın reddini, karşı davanın kabulü ile kıdem tazminatı, genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti ve halk bank sandığı kesintisi alacaklarının davalı bankadan tahsilini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, banka tarafından açılan asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile kıdem tazminatı, yıllık izin ve fazla mesai ücreti alacaklarının davalı bankadan tahsiline hükmedilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davacı – karşı davalı banka vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Davacı bankanın açtığı (asıl ) dava yönünden;
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesine göre iş mahkemesinden verilen kararlar tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabilir. Bu süre içinde temyiz dilekçesinin hakime havale edildikten sonra temyiz defterine kaydının yaptırılması ve harcının yatırılması gerekir. 6100 Sayılı HMK geçici 3. Madde 1. Fıkrasına göre; “Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2. Fıkrasına göre; Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar HUMK.nun 427/2 maddesi uyarınca temyiz edilemez.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.
İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir.
Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir.
Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir.
Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında, “5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15. maddesindeki düzenleme gereği HUMK.nun 427 maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir.
Dosya içeriğine göre; temyize konu edilen miktar 1.240,14 TL olup, ve karar tarihi itibariyle 1.890,00 TL kesinlik sınırı kapsamında kaldığından davacı bankanın temyiz isteminin HUMK.nun 427/2, 432/4 maddeleri uyarınca REDDİNE,
2-Karşı dava yönünden yapılan temyiz incelemesinde;
a)Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı – karşı davalı bankanın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
b)Giydirilmiş ücretin belirlenmesinde esas alınan yemek ücretinin miktarı taraflar arasında ihtilaflıdır.
Yemek ücretinin 7,5 TL olarak kabul edilmesi bu konuda taraflar arasında ihtilaf bulunmaması nedeniyle yerinde ise de, bilirkişi tarafından bu ücretin 22 gün üzerinden belirlenerek giydirilmiş ücrete ilave edilmesi yerine günlük ilave edilerek giydirilmiş ücret tespiti bozmayı gerektirmiştir.
c)Davacının yıllık izin ücreti istemine ilişkin olarak davalı işveren yargılama sırasında 10/01/2014 tarihli 245,70 TL’lik ödeme belgesi sunarak bu ödemenin izin alacağına yönelik olduğunu bildirmiştir. Bu belge değerlendirilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.
d)Kabule göre de, bankanın davalı olarak yeraldığı eldeki işçilik alacaklarının tahsili istemine ilişkin davada harçtan muaf olmadığının gözden kaçırılması isabetsizdir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 13/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.