Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2017/4118 E. 2017/15579 K. 27.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4118
KARAR NO : 2017/15579
KARAR TARİHİ : 27.11.2017

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR

Davacı vekili, davalının noterde düzenlenen ve onaylanan tahliye taahhüdüne rağmen, taşınmazı tahliye etmesi gereken 30.07.2015 tarihinde tahliye etmemesi sebebi ile tahliye taahhüdüne dayalı takip başlattıklarını, davalının süreci sürüncemede bırakmak amacı ile takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın kaldırılması ve davalının kiralanandan tahliyesini talep etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuş, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından, davalının yargılama sırasında vekilliğini yapan Avukatın karar verilen duruşma gününden önce mahkemeye sunduğu 10.05.2016 tarihli dilekçesi ile vekillikten çekildiğini bildirdiği, çekilme dilekçesinin davalı asıla 18.05.2016 tarihinde tebliğ edildiği, ne var ki çekilme dilekçesinin davalı asıla tebliğinden önce 13.05.2016 tarihinde davalı vekili ile davalı asılın yokluğunda duruşma yapılıp karar verildiği anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK’nın 82/1. maddesi uyarınca istifa eden vekilin vekalet görevi istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam eder. Aynı hükmün 3. fıkrası gereğince de bu husustaki ihtarla birlikte istifa dilekçesi vekalet verene bildirilir. Buna rağmen, vekalet veren yöntemine uygun şekilde davayı takip etmezse tarafın yokluğu halinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılır (2. fıkra). Yasa’nın açık hükmüne rağmen, eldeki davada az yukarıda izah edildiği şekilde yargılamanın sonuçlandırılması savunma hakkına ve aynı Yasa’nın 27. maddesinde düzenlenen “hukuki dinlenilme hakkı”na aykırılık teşkil eder. Hâl böyle iken, mahkemece davalı asılın avukatının vekillikten çekilme dilekçesi davalı asıla tebliğ edilmeden, yazılı şekilde işin esası hakkında karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenler ile davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, Mahkeme kararının İİK’nun 366/3. maddesi ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 27.11.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.