Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/8686 E. 2017/6450 K. 22.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/8686
KARAR NO : 2017/6450
KARAR TARİHİ : 22.11.2017

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/02/2016 tarih ve 2015/184-2016/33 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, …’nden 2009 tarihinde ticari kredi kullandığını, ödemelerinde gecikme olması sonucu gecikme faizi dışında gecikme komisyonu adı altında ek ücret alındığını bu ücretin sözleşmede yer almadığını ileri sürerek 2.805,00 TL’nin tarafına iade edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, komisyon ve ücretlerin banka ile davacı arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi ve yasal mevzuata uygun olarak tahsil edildiğini, davacı tarafın tacir olduğunu bu nedenle basiretli tacir gibi davranması gerektiğini, davacının işbu istemlerinin genel kredi sözleşmesi hükümlerinin yerine getirilip, kredi ilişkisinin sona ermesinden sonra istenmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın yasal dayanağı olmaksızın 2.192,10 TL’si ana para, 384,16 TL’si yasal faiz olmak üzere toplam 2.576,26 TL’yi davacıya iade etmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının 2009 yılında kullanmış olduğu kredi nedeniyle “gecikme komisyonu” adı altında alınan ek ücretin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu kredi sözleşmesi 6098 sayılı TBK’nın yürürlük tarihi olan 01/07/2012 tarihinden önce akdedilmiş olup, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 1. maddesi uyarınca ”Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.” Bu bakımdan, somut uyuşmazlığa kredi sözleşmesinin akdedildiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınarak, kullandırılan kredilerin niteliği ve sözleşmede gecikme komisyonu alınabileceğine dair açık düzenleme ve oran bulunup bulunmadığının tespiti ile yoksa diğer bankaların aynı tür
kredi işlemlerindeki uygulamaları ve komisyon adı altında yapılan kesinti oranları gözetilerek, davalı bankanın çeşitli adlar altında kesinti yapmakta haklı olup olmadığı, yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı ve davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında bilirkişiden ek rapor alarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.