YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4231
KARAR NO : 2017/6446
KARAR TARİHİ : 22.11.2017
MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/01/2016 tarih ve 2015/31-2016/12 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili … unsurunu taşıyan bir çok tescilli markalarının olduğunu, ön ekin aynı zamanda şirketin ticaret unvanında da yer aldığını, markayı tanınır kıldıklarını ve seri marka haline getirdiklerini ileri sürerek davalı adına tescil edilmiş olan 2010/37080 “… … + şekil” markasının hükümsüzlüğüne, marka kaydına tedbir konulmasına, davalı adına kayıtlı internet sitesine erişiminin engellemesine, hükmün ilan edilmesine, karar verilmesini MarkKHK’nin 7, 8 ve 42. maddeleri uyarınca talep etmiştir.
Davalı vekili hükümsüzlük talebinin dayanaksız olduğunu, MarkKHK 7 ve 8. madde şartlarının oluşmadığını, davacının inşaat hizmeti yürüttüğünü ve dayandığı markaların ağırlıklı olarak 19 ve 37. sınıflarda tescil edildiği müvekkilinin markasının tescilinin ise 43 sınıfta olduğunu, markalar arasında bir benzerlik ve tüketici gözünde bir karıştırma ihtimali bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre “…” sözcüğünün yer aldığı markaların, inşaat hizmetlerinde bilindiği ve kullanıldığı, tarafların markalarının iltibasa yol açmayacak denli farklılık arz ettiği, arada bağlantı kurulamayacağı, dava konusu markanın renk, kompozisyon, stil bakımından tamamen farklı olduğu MarkKHK 8/1-b, 7/1-b şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 22/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.