Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2016/11308 E. 2017/15891 K. 29.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/11308
KARAR NO : 2017/15891
KARAR TARİHİ : 29.11.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, TMK’nun 713/2. fıkrasında açıklanan tapu kütüğünde maliki kim olduğu anlaşılamayan hukuki sebebine dayalı olarak dava konusu 197 ada 106 parsel sayılı taşınmazın davalı Hasan oğlu Mustafa adına olan tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … ve kayyum vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; tapu malikli Hasan oğlu Mustafa ‘nın açık kimlik bilgilerinin ve kim olduklarının anlaşılamadığı, taşınmazın davalının mirasçıları adına tescil görmediği ayrıca tüm dosya kapsamına göre söz konusu taşınmazın 40-50 yıllardan beri davacı ve öncesinde onun ataları tarafından kullanıldığı, davacının nizasız ve fasılasız malik gibi taşınmazı zilyetliklerinde bulundurduğu, halen de kullanmaya devam ettiği, böylece dava tarihinden önce diğer kazanma koşulları yanında 20 yıllık kazanma süresinin de davacı taraf yararına gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne ve 1674 ada 106 nolu parsel de tapuya kayıtlı taşınmazın Hasan oğlu Mustafa adına kayıtlı 1/2 hissenin iptali ile iptal edilen hissenin davacı Ahmet oğlu … adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; kazanmayı sağlayan zilyetlik ve TMK.nun 713/2. fıkrasında düzenlenen “…maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan…” hukuki sebebine dayalı olarak TMK 713/2. fıkra gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK’nun 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” hükmüne yer verilmiştir.
Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. …… 10.04.1991 tarih 1991/8-51 Esas, 194 Karar ve 15.04.2011 tarih 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca “tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir.
Somut olayda; dava konusu 197 ada 106 parsele (yeni 1674 ada 106 parsel) ilişkin tapu kaydı ve tapulama tutanağının incelenmesinde, 06.12.1982 tarihinde davacı ve Hasan oğlu Mustafa adına tespit edildiği ve komisyon kararı ile 16.06.1983 tarihinde tutanağın kesinleşerek tapuya tescil edildiği anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmaza ilişkin tapulama tutanağının edinme sütununda ise; Haziran 1296 tarih 275 nolu tapu kaydı ile ½ hissesinin …… adına tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; tutanağın kadastro beyannamesine, dayanak Haziran 1295 tarih 275 nolu tapu kaydı, dava konusu taşınmaza ait tapu kaydı ve dosya kapsamından tapu malikinin adı ve baba adı yazılı bulunan tanınan ve bilinen kişi olduğu ortadadır. O halde; maddede yazılı koşulların gerçekleştiğini kabule olanak bulunmamaktadır. Mahkemece, bu hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonunda yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle kayıt malikinin bilinmeyen kişi olduğundan hareketle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalılar … ve Kayyım vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 29.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.