YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4690
KARAR NO : 2017/6638
KARAR TARİHİ : 28.11.2017
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/04/2015 tarih ve 2014/21-2015/172 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka şubesinden 01/07/2011 ve 06/09/2013 tarihinde kullandığı krediler nedeniyle dosya masrafı adı altında haksız kesinti yapıldığını, yapılan işlemin yasaya ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, 2.310,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, yapılan işlemin sözleşme ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, kredi verilmesi için gereken zorunlu masrafların neler olduğu konusunda ispat yükünün davalıya ait olduğu, davalının davaya konu masrafın zorunlu olduğunu ispata yarar delil sunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 2.310,00 TL’nin faiziyle, davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının kullanmış olduğu genel tarımsal (ticari) krediler nedeniyle komisyon vb. ad altında yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 1. maddesinde düzenlenen ”Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.” hükmü uyarınca kredi sözleşmelerine, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerektiği nazara alınmaksızın değerlendirme yapılması doğru olmadığı gibi, taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmelerinde davalı banka tarafından kullandırılan kredi dolayısıyla masraf alınabileceğine dair hüküm olmakla birlikte, miktar ya da oran belirtilmediğinden, sözleşme hükümleri, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte
bulunan Türk Borçlar Kanunu ve ilgili yasal mevzuat çerçevesinde, davalı banka ile diğer bankaların uygulamasına göre, bu tür işlemlere kredi grupları bakımından uygulanan komisyon vb. ad altında kesilen masraf miktar ya da oranları sorulup, karşılaştırılarak, davalı banka tarafından yapılan kesinti miktarının uygun olup olmadığı veya ne miktarda olduğu, davacıya iadesi gereken miktar bulunup bulunmadığı hususlarında değerlendirme yapılarak, sonucuna göre bir karar vermek gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Kabule göre de, mahkemece 01/12/2014 havale tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda karar verildiği ve anılan raporda da masrafların belgeli ve makul olmadığı, tüketici sözleşmelerinde kredi verilmesi için bankaca alınması gereken zorunlu masrafların neler olduğunun açıkça belirtilmediği gibi kredinin kullandırılması için zorunlu gider arasında da yer almadığı görüşünün bildirildiği belirtilmiş ise de, dosyada sadece 26/12/2014 tarihli bilirkişi raporunun bulunduğu ve anılan raporda da, davacı tarafça ticari kredi kapsamında alınan masrafların iadesinin istenemeyeceği görüşüne yer verildiği ve bu itibarla, 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi hükmüne göre, mahkeme kararları, asgari olarak tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmesi gerektiğinden, dosyada bulunmayan bir bilirkişi raporuna gerekçede yer verilmesi sureti ile HMK’nın 297. maddesine aykırı hüküm tesisi de doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 28/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.