YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/3252
KARAR NO : 2017/13332
KARAR TARİHİ : 19.10.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Derneğin Kendiliğinden Dağıldığının Tespiti ve Tasfiyesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün Valı yardımcısı Ahmet Sait Kurnaz tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Dava dilekçesinde, davalı derneğin feshi istenmiş; mahkemece, dava ehliyeti eksikliği nedeni ile davanın reddine dair verilen karar süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
04.06.1958 ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir.
Dava, Türk Medeni Kanun’un 62. madde gereği yapılan yazılı bildirimi izleyen altı ay içinde ilk genel kurul toplantısını yapmayan derneğin 87/2. madde kapsamında kendiliğinden dağıldığının tespiti ile malvarlığının tasfiyesi istemine ilişkindir.
TMK 87/2 maddesi gereği her ilgili, sulh hâkiminden, derneğin kendiliğinden sonra erdiğinin tespitini isteyebilir.
Anayasanın 141. maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerekir. Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde de hüküm altına alınmıştır. Sözü edilen anayasal ve kanuni düzenlemeler gereğince, hakimin, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılarak değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kararda göstermesi zorunludur. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrasının birbirine aykırı olmaması gerekir.
Mahkemece karar gerekçesinde “davanın, davalı derneğin kendiliğinden sona erdiğinin tespiti taleplidir. Her ne kadar derneğin feshine ve tasfiyesine karar verilmiş ise de, dilekçe içeriğinden ve ekli belgelerden davalı derneğin ilk genel kurul toplantısını yapmadığı ve bu nedenle tasfiyesinin istenildiği anlaşılmaktadır. TMK 87/1-2. maddesi uyarınca, derneğin ilk genel kurul toplantısını süresinde yapmaması derneğin kendiliğinden sona erme sebeplerindendir. Aynı maddenin 2. fıkrasında bu durumda her ilgilinin sulh hakiminden derneğin kendiliğinden sona erdiğinin tespitini talep edebileceği öngörülmüştür. Mahkemelerin açılan davalarda görevli olmaları HMK 114/1-c maddesinde dava şartı olarak sayılmıştır. HMK’nın 87/2 maddesine göre açılan davada sulh hukuk mahkemeleri görevlidir. Dolayısıyla açılan davada görev bakımından dava şartı yerine getirilmemiştir. Bu nedenle davanın dava şartı eksikliği nedeni ile reddi gerekir.
Hüküm kurulurken, kısa kararda açılan davanın dava ehliyeti yönünden dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş ise de, zuhulen dava şartı eksikliği dava ehliyetinin bulunmamasına dayandırılmıştır. Buna göre açılan davanın reddine karar verilip aşağıdaki hüküm kurulmuştur..” denildiği halde kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasında “Açılan davanın Dava şartı (dava ehliyeti) eksikliği nedeni ile REDDİNE,” karar verilmiştir. Bu şekilde gerekçe ile hüküm arasında çelişki meydana getirilmiştir
Böyle bir durumun bozma nedeni oluşturacağına ve bozmadan sonra mahkemenin önceki kısa kararla bağlı olmaksızın çelişkiyi giderme koşuluyla vicdani kanaatine göre karar verebileceğine yönelik Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunca 10/04/1992 gün ve 7/4 sayıyla karar verilmiştir. Mahkemece hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturacak şekilde karar verildiği anlaşıldığından HMK’nın 298/2. maddesine aykırı kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, taraflarca HUMK’nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 19.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.