Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2017/8665 E. 2017/22536 K. 23.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/8665
KARAR NO : 2017/22536
KARAR TARİHİ : 23.10.2017

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İTİRAZIN İPTALİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davalı işveren aleyhine … İcra Müdürlüğünün 2012/904 sayılı dosyası ile takip başlatıldığını ancak itiraz üzerine takibin durduğunu, itiraz dilekçesinde 88,26 TL asıl alacak ve işlemiş faiz miktarına ve % 27 faiz oranına itiraz edildiğini, itirazın haksız olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve %40’tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı İsteminin Özeti:
Davalı vekili, davacının asıl alacağının 25.814,97 TL olmayıp 25.726,71 TL olduğunu, talep edilen faiz oranının, faiz başlangıç tarihinin ve faiz miktarının kabulüne imkan bulunmadığını, itirazda iyiniyetli bulunduklarını beyanla haksız açılan davanın reddiyle, %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının asıl alacağa yönelik itirazın iptalinde haksız olduğundan talebin reddine, faiz yönünden ise Merkez Bankasına bildirlen oranlar esas alınmak suretiyle belirlenen 17.131,69 TL üzerinden itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, icra inkar tazminatı isteminin de reddine karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında işçilik alacaklarında uygulanması gereken faiz ve miktarının belirlenmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun çeşitli hükümlerinde faiz konusunda düzenlemeler yer verilmiştir. Anılan Kanun’un 34. maddesinde, gününde ödemeyen ücretler için mevduata uygulanan en yüksek faizin uygulanacağı hükmü bulunmaktadır. Maddede sözü edilen ücret geniş anlamda ücret olup, çalışma karşılığı ücretler, ikramiye, prim, jestiyon ve benzeri ödemelerin yanı sıra, çalışma, hafta tatili ile bayram ve genel tatil ücretleri de bu kapsama dahildir.
Ücret alacağının mülga 1475 sayılı Kanun döneminde doğmuş olması durumunda, 10/06/2003 tarihine kadar yasal faiz, bu tarih sonrası ücretler bakımından ise bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir. İşçinin faiz konusundaki talebini “yasal faiz” olarak adlandırmış olması 4857 sayılı Kanun’un 34. maddesinin uygulanmasına engel olmayıp, işçinin bu talebinin bahsi geçen özel faize yönelik olduğunun değerlendirilmesi gerekir.
Ücret alacağı bakımından faize hak kazanmak için kural olarak işveren temerrüde düşürülmelidir. Ancak, bireysel ya da toplu iş sözleşmesinde açıkça bir ödeme günü kararlaştırılmış ise, belirlenen ödeme tarihi sonrasında faiz işlemeye başlar.
Bankaların uyguladıkları faiz oranları bir ya da birkaç aylık veya bir yıllık vadelerle belirlenmektedir. Bunlardan en uzun vade bir yıl olup, en yüksek faiz oranı da bir yıllık mevduata uygulanmaktadır. Bu durumda kıdem tazminatı için uygulanması gereken faiz, ödeme gününün kararlaştırıldığı ya da temerrüdün gerçekleştiği zamanda bankalarca bir yıllık mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı olmalıdır. Aynı miktar için ikinci yılın başlangıcındaki en yüksek banka mevduat faizinin belirlenerek uygulanması, gecikme daha da uzunsa takip eden yıllar için de aynı yönteme başvurulması gerekir. Yıl içinde artan ve eksilen faiz oranları dikkate alınmaz. Yıllar itibarıyla faiz oranları değişebileceğinden kararda faiz oranının gösterilmemesi gerekir.
Ücret alacağı için özel banka-kamu bankası ayrımı yapılmaksızın mevduata uygulanan en yüksek faiz oranının belirlenmesi gerekir. Yasada, “uygulanan en yüksek faiz” sözcüklerine yer verildiğinden, söz konusu faiz oranının uygulanıp uygulanmadığı mahkemece kendiliğinden denetlenmelidir. Bankaların belli dönemlerde T.C. Merkez Bankası’na uygulayabileceklerini bildirdikleri faiz oranı fiilen uygulanmış olmadıkça ücret yönünden dikkate alınmamalıdır.
İşverenin dava tarihinden önce temerrüde düşürülmesi durumunda, istekle bağlı olarak temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmelidir. Bunun dışında dava veya ıslah tarihlerinden itibaren talep edilen miktarlarla sınırlı olarak faize karar verilmelidir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi Av. … tarafından düzenlenen 18/08/2014 tarihli ek raporda, Merkez Bankası tarafından bildirilen … Barosu internet sayfasında yayımlanan faiz oranlarının esas alındığı belirtilmiştir.
Mahkemece fiilen uygulanan en yüksek faiz oranları ilgili bankalardan sorularak saptanmalı, gerekli görülürse bilirkişiden ek rapor alınmalı ve usuli kazanılmış haklar da gözetilerek sonuca göre karar verilmelidir. Faiz alacağının Merkez Bankasına bildirilen faiz oranını esas alarak hesaplama yapan hatalı bilirkişi raporuna göre karar verilmiş olması bozma nedenidir.
Sonuç:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.