YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/5930
KARAR NO : 2017/14768
KARAR TARİHİ : 08.11.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Borçlu, vekili kesinleşme şerhini içermeyen ilama dayalı başlatılan takipte, İcra Dairesi’nce yapılan dosya hesabının ilama aykırı olduğunu belirterek İcra Mahkemesine başvurması üzerine, Mahkeme’ce, alınan 25.09.2013 tarihli ek rapora göre hesapta hata yapılmadığından bahisle istemin reddine karar verilmiş borçlu vekilince hükmün temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 2014/3810 Esas 2014/10640 Karar sayılı ilamı ile 26.05.2014 tarihinde dayanak ilamın kesinleşme tarihi sorulup tespit edilerek kesinleşme tarihine kadar 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesi, kesinleşme tarihinden sonra ise Anayasa’nın 46. maddesinde yazılı faiz oranları tatbik edilerek sonuca gidilmesi gerektirdiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozmaya uyularak verilen 24.12.2015 tarihli kararda ise, takibe dayanak ilamın kesinleşme tarihi göz önünde bulundurularak yeniden hesaplama yapıldığı belirtildikten sonra, kısmen kabul kararı verilmiş, Mahkeme kararı bu kez de alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK 17.maddesinde “Şikayet icra mahkemesince kabul edilirse şikayet olunan muamele ya bozulur yahut düzeltilir” hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda, Mahkemece, şikayetin kısmen kabulüne denildikten sonra hüküm “Davacı tarafın faize itirazının kısmen kabulü ile … 2. İcra Müdürlüğü’nün 2005/7308 Esas sayılı dosyasında icra emrine dayanak … . Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 06/05/2005 tarih 2004/305 Esas, 2005/306 Karar sayılı ilamında hükmedilen asıl alacağa, karar tarihi 17/05/2014 ile kesinleşme tarihi olan 13/03/2012 arasında 3095 sayılı Yasanın 1. maddesindeki yasal faiz oranının kesinleşme tarihi olan 13/03/2012 tarihinden sonra Anayasanın 46. maddesinde düzenlenen faiz oranlarının uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine ” şeklinde kurulmuştur. Mahkemece yapılcak iş faize ilişkin itiraz incelenerek denetlendikten sonra, şikayet olunan muhtıradaki miktarın düzeltilmesi şeklinde olması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Kabule göre de; hüküm fıkrasında ilamda hükmedilen asıl alacağa ” dava tarihi ” ibaresi kullanılması gerekirken, ”karar tarihi ” ibaresinin kullanılması ve dayanak ilamda
tazminatın dava tarihinden ( ilam başlığında yazılı olan dava tarihi 17.05.2004 olup ) itibaren işleyecek yasal faizi ile tahsiline karar verildiği halde kararda bu tarihin “17.05.2014” olarak yazılması doğru değildir.
SONUÇ: Alacaklı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenle İİK’nun 366 ve 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca
BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.