Yargıtay Kararı 9. Hukuk Dairesi 2016/35565 E. 2017/16089 K. 18.10.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/35565
KARAR NO : 2017/16089
KARAR TARİHİ : 18.10.2017

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalılar yanında son olarak güvenlik amiri olarak belirsiz süreli iş akdi ile 29/09/2009-21/01/2016 tarihleri arasında çalıştığını, sigorta primlerinin … tarafından yatırılmış ise de çalışmaya başladğı tarihten itibaren … Barosu’nun güvenlik hizmetlerinde çalıştığını , emir ve talimatları barodan aldığını, bu iki işveren arasında muvaza ilişkisi bulunduğunu, iş akdine yazılı bildirim olmaksızın asıl işveren … Barosu tarafından son verildiğini iddia ederek davacının işe iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … vekili, baronun asli görevlerini yerine getirmek amaçlı olarak avukat ve büro personeli istihdam etmek suretiyle yazı işleri müdürlüğü, muhasebe müdürlüğü, şikayet servisi, disiplin servisi, bilgi işlem merkezi, … Servisi, Adli Yardım Bürosu bölümlerinin bulunduğunu, ancak güvenlik hizmetinin ise diğer davalı … Güvenlik ve Koruma Hizmetleri Ltd.Şti.’den alındığını, güvenlik hizmetinin yardımcı iş olduğnu, bu gibi işlerin alt işverene verilebileceğini bu sebeple muvazaadan sözedilmesinin yanlış olduğunu, diğer davalı güvenlik şirketi ile yapılan sözleşmenin 5. Maddesine göre çalışacak güvenlik personelinin seçimi, eğitimi, personelin sevk ve idaresini ve sürekli denetimini …’in yapacağının kararlaştırıldığını, baronun bu hizmet karşılığı şirkete belirli bir aylık hizmet bedeli ödediğini, bu sebeple müvekkilli kurumda diğer davalı tarafından çalıştırılması uygun görülen tüm güvenlik görevlilerinin işçilik alacaklarından müvekkili kurumun sorumlu tutulmaması gerektiğini, baro çalışanı olmayan davacının iş akdinin feshedilemeyeceğini savunarak davanın reddini savunmuştur.
Davalı … Güvenlik ve Koruma Hizmetleri Ltd.Şti. cevap dilekçesi ibraz etmemiş, davacıya ait özlük dosyasını ibraz etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davalı alt işveren şirket olan … şirketinin fesih tarihinde çalışan işçi sayısı 30’un altında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Mahkemece davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olmadığı, aralarında asıl işveren- alt işveren ilişkisinin bulunduğu yönündeki tespit isabetli ise de taraflar arasında davalı … şirketinin fesih tarihindeki işçi sayısının 30’un altında olup olmadığı yönünde uyuşmazlık bulunmaktadır.
Özellikle gurup şirketlerinde ortaya çıkan bir … biçimi olan birlikte istihdam şeklindeki çalışmada, işçilerin bir kısmı aynı anda birden fazla işverene ve birlikte hizmet vermektedirler. daha çok yönetim organizasyonu kapsamında birbiriyle bağlantılı olan bu şirketler, aynı binalarda hizmet verebilmekte ve bir kısım işçiler iş görme edimini işverenlerin tamamına karşı yerine getirmektedir. tüm şirketlerin idare müdürlüğünün aynı şahıs tarafından yapılması, şirketlerin birlikte kullandığı işyerinde verilen muhasebe, güvenlik, ulaşım, temizlik, kafeterya ve yemek hizmetlerinin yine tüm işverenlere karşı verilmiş olması buna örnek olarak gösterilebilir. bu gibi bir ilişkide, tüm şirketlere hizmet veren işçiler ile sadece davalı şirkete hizmet veren işçilerin 30 işçi kıstasında dikkate alınması gerekir. işçi tüm şirketlere hizmet ediyor ise, o zaman tüm şirketlerdeki işçi sayısı dikkate alınmalıdır.
Sendika işyeri temsilcileri için işyerinde 30 işçi … koşulu aranmamalıdır. (dairemizin 21.07.2008 gün ve 2008/25552 esas, 2008/20932 karar sayılı ilamımız).
Organik bağ ilişkisinde işveren sıfatı olan tüzel kişinin, işçinin iş sözleşmesinden veya iş kanunundan doğan haklarını kullanmasının engellenmesi için temsilde farklı kişiliklere yer vermesi sözkonusudur. Bu durumda tüzel kişinin bağımsızlığı sınırlanır ve organik bağ içinde olunan kişi ile özdeş kabul edilir.
Bu anlamda; tüzel kişilik hakkının kötüye kullanılması, kanuna karşı hile, işçiye zarar verme(haklarının alınmasını engelleme-iş güvencesi hükümlerinden yararlandırmama), tarafta muvazaa (hizmeti kendisine verdiği halde başka bir kişiyi kayıtta işveren olarak gösterme) ve namı müstear yaklaşımı nedeni ile dolaylı temsil sözkonusudur. Bu durumların sözkonusu olduğu halde tüzel kişilik perdesinin aralanması sureti ile gerçek işveren veya organik bağ içinde olan tüm işverenler sorumlu tutulmaktadır. Organik bağ ise şirketlerin adresleri, faaliyet alanları, ortakları ve temsilcilerinin aynı olmasından, aralarındaki hukuki ilişkilerin tespitinden anlaşılır.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece davalı alt işveren şirketin fesih tarihindeki işçi sayısının 30’un altında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davalı alt işveren şirket ile dava dışı … Güvenlik Hizmetleri şirketi yetkililerinin aynı kişi olduğu, davalı şirketin ortağı ve yetkilisi ile diğer dava dışı şirketin yetkilisinin aynı olduğu, her iki şirket arasında organik bağ bulunduğu, ayrıca temyiz incelemesi dairemizce yapılan 2016/32841 ve 2016/25426 esas sayılı dosyaların davalıların, dosyamız davalıları ile aynı olduğu ve mahkemelerce verilen işe iade kararlarının onanarak kesinleştiği anlaşılmakla, mahkemece sadece davalı alt işveren şirketin işçi sayısı dikkate alınarak ve dava dışı … Güvenlik Hizmetleri şirketinin işçi sayısı hesaba katılmadan davanın 30 işçi sayısı şartının oluşmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmesi hatalıdır.
Dosya kapsamına göre davacının iş akdinin işveren tarafından geçerli nedenle feshedildiğinin savunulduğu, ancak feshin 4857 sayılı yasanın 19.maddesine aykırı olarak yazılı yapılmadığı anlaşılmakla feshin geçersizliğine ve davacının alt işveren şirket nezdindeki işine iadesine karar vermek gerekmiştir.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen sebeplerle;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-İşverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE, davacının davalı … Güvenlik ve Koruma Hizmetleri Limited Şirketi nezdinde İŞE İADESİNE,
3-Davacının kanunî sürede işe başvurmasına rağmen, işverenin süresi içinde işe başlatmaması halinde ödenmesi gereken ve davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğunda olan tazminat miktarının işçinin 4 aylık ücreti olarak belirlenmesine,
4-Davacının işe iade için işverene süresi içinde başvurması halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar doğmuş bulunan en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının davalılar tarafından müşterek ve müteselsilen davacıya ödenmesi gerektiğinin belirlenmesine,
5-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6-Davacı vekille temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre belirlenen 1.980,00 TL. vekâlet ücretinin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yapılan harçlar dahil 167.70 TL. yargılama giderinin davalılardan müşterek ve müteselsilen alınıp davacıya verilmesine, davalıların yaptığı yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davacıya iadesine,
Kesin olarak 18.10.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.