YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4051
KARAR NO : 2017/14032
KARAR TARİHİ : 30.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili; yıl itibari ile yenilenen 01.01.2011 tarihli yazılı kira sözleşmesine göre kira döneminin 31.12.2015 tarihi itibariyle sona erdiğini, davalı tarafından kiralanan … ili, …. ada 4 ve 5 parsel, 4907 ada 5 parsel, 4908 ada 4 parsel sayılı taşınmazlar ile ilgili kira süresinin bitimi nedeniyle tahliye talepli (örnek 14) takip başlattıklarını, borçlunun vekili aracılığı ile takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın kaldırılması ile takibin devamını talep etmiştir.
Davalı vekili; dayanak kira sözleşmesinin aslı mevcut olmadığından sözleşme altındaki imzanın tetkikinin mümkün olmadığını, sunulan sözleşmenin sahte olduğunu, taraflar arasında böyle bir sözleşmenin akdedilmemiş olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; dayanak kira sözleşmesine göre kira başlangıç tarihinin 01.01.2011, takip tarihinin 01.01.2016 olduğu, davacının dayandığı kira sözleşmesine uygun olarak iki ay öncesinden ihtarname gönderip kira sözleşmesine son verdiğini belirtmediği, dosyaya bu yönde bir delil de sunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 327. maddesinde yer alan düzenlemeye göre genel hükümlere tabi kira sözleşmelerinde kira sözleşmesinin başlangıcı ve süresi belli ise kira sözleşmesinde sürenin dolması ile kira sözleşmesi kendiliğinden sona erer. Belirli süreli kira sözleşmelerinde belirlenen sürenin dolması halinde taraflar arasında açık bir anlaşma olmaksızın kira ilişkisi sürdürülürse kira sözleşmesi belirsiz süreli sözleşmeye dönüşür.
Taşınmaz ve taşınır yapı kiralarıyla ilgili belirsiz süreli kira sözleşmelerinde fesih ihbar süresi Türk Borçlar Kanunu’nun 329. maddesi hükmüne göre belirlenir. Anılan madde hükmü gereğince süresiz sözleşmelerde 6 (altı) aylık dönem için 3 (ay) önceden kiracıya fesih bildiriminin tebliğ ettirilmesi ve o dönem sonunda tahliye davası açılması gerekir. Fesih dönemlerinin hesabında kira sözleşmesinin başlangıç tarihi esas alınır. Sözleşmede veya kanunda belirtilen fesih dönemine veya bildirim süresine uyulmamışsa, bildirim bir sonraki fesih dönemi için geçerli olur.
Somut olayda; Takibe dayanak yapılan ve hükme esas alman kira sözleşmesi 01.01.2011 tarihli ve 1 yıl süreli olarak düzenlenmiş ve anılan kanun hükmü gereğince belirsiz süreli sözleşmeye dönüşmüştür. Mahkemece az yukarıda değinilen kanun hükümleri gereği 6 aylık dönem sonu itibariyle 3 ay önceden fesih bildirimi yapılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddi doğru değil ise de ret kararı sonuç itibariyle, doğru görüldüğünden 1086 sayılı HUMK’nun 438/son maddesi uyarınca kararın bu gerekçe ile düzeltilerek ONANMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 30.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.