YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/2817
KARAR NO : 2017/12259
KARAR TARİHİ : 05.10.2017
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Hasımsız görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili dava dilekçesinde, … ili Söğütlü Mahallesi 290 ada 1 parsel sayılı taşınmaz malikleri … oğlu…ile…kızı …’in kim olduklarının ve nerede olduklarının tespit edilememesi sebebi ile verilen yetkiye istinaden… 2. Asliye Hukuk Mahkememesi’nin 2014/267 Esas sayılı dosyasında adı geçenleri temsil etmek üzere kayyım atanmasını istemiş; mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz verilmiştir.
04.06.1958 ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir.
Öncelikle çözümlenmesi gereken husus; davanın Türk Medeni Kanunun 426. maddesi kapsamında, adı geçenlere temsil kayyımı atanması istemi mi yoksa 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun 427. maddesi ile ile 3561 sayılı Kanun kapsamında yönetim kayyımı atanması istemine ilişkin olup olmadığıdır.
Kayyımlığın, temsil kayyımlığı (TMK. m.426), yönetim kayyımlığı (TMK. m.427) ve isteğe bağlı kayyımlık (TMK. m.428) olmak üzere, Türk Medeni Kanununda üç türü düzenlenmistir. TMK’nın 426. maddesinde düzenlenen temsil kayyımı atanmasını gerektiren üç sebep gösterilmiş olup bunların ilki; ergin bir kişi hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek durumda değilse; ikincisi, bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya kısıtlının menfaati çatışıyorsa; üçüncüsü ise, yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa vesayet makamınca adı geçen kişiye temsil kayyımı atanacaktır.
Yönetim kayyımlığı ise 427.madde de düzenlenmiş olup amaç, gerekli olan yönetimden yoksun kalan ve yönetimi başkaca yollarla sağlanamayan malvarlığının yönetilmesidir. Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yerde bilinemezse bu kişinin mallarının yönetimi için yönetim kayyımı atanır. Yönetim kayyımı atanmasını gerektiren diğer haller ise madde de dört bent halinde sayılmıştır, bu hallerden birinin mevcut olması halinde de yine vesayet makamı tarafından kişiye yönetim kayyımı atanacaktır.
3561 sayılı Mal Memurlarının Kayyım Tayin Edilmesine Dair Kanunun 2/1.maddesinde ise, bir kimsenin uzun süreden beri bulunamaması veya oturduğu yerin bilinememesi veya ortada bulunmayan ve miras açıldığında sağ olup olmadığı ispatlanamayan mirasçıya ait payın resmen yönetilmesi amacıyla kayyım atanmasının gerektiği hallerde, vesayet makamının bu kimselerin malları üzerinde Hazinenin hak ve menfaati bulunup bulunmadığını, mahallin en büyük mal memurluğundan araştıracağı, Hazinenin hak ve menfaatinin söz konusu olduğunun anlaşılması hâlinde, mahallin en büyük mal memurunu yönetim kayyımı tayin edeceği hükme bağlanmıştır.
Uygulamada, mahkemelerce genelde ortaklığın giderilmesi veya somut olayda olduğu gibi kamulaştırma davalarında verilen yetkiye istinaden kim olduğu veya adresi tespit edilemeyen malikler adına davada maliki temsil etmek üzere temsil kayyımı atandığı, ancak yukarıda verilen kanun maddelerine göre her iki kayyımlığın atanma şartları ile sona ermesi bakımından farklı hükümlere tabi olduğu açıktır. 426.madde kapsamında temsil kayyımı atanabilmesi için maddede tahdidi olarak sayılan üç sebepten birisinin varlığı şarttır. Malikin kim ve nerede olduğunun bilinmemesi bunlardan birisi değildir. Dolayısı ile bu durumlarda kişiye ancak 427.madde kapsamında yönetim kayyımı atanabilir. Yine kayyımlığın sona ermesi bakımından her iki kayyımlık türü farklı hükümlere tabi olup, temsil kayyımlığı, Türk Medeni Kanunun 477/1.maddesi uyarınca, işin tamamlanmasıyla kendiliğinden; yönetim kayyımlığı ise 477/2.madde gereği kayyımın atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkması veya kayyımın görevden alınmasını gerektiren sebeplerle vesayet makamının kararıyla sona erer.
4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 403/3 ve 431. maddeleri uyarınca vasinin atanmasına ilişkin hükümler, aksi belirtilmiş olmadıkça kayyım hakkında da uygulanır. Vesayete ilişkin hükümler kamu düzeni ile yakından ilğili bulunduğundan, mahkeme taleple bağlı olmaksızın kendiliğinden araştırma ilkesi gereği gerekli araştırmayı yaparak oluşacak sonuca göre bir karar vermek zorundadır.
Somut olayda, dava kamulaştırmaya konu taşınmaz maliklerinin kimler ve nerede oldukları tespit edilemediğinden TMK 427. Madde kapsamında yönetim kayyımı atanması istemine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; kayyım atanılması istenilen … oğlu…ile…kızı …’in kim olduklarına dair nüfus kayıtları ile varsa mirasçılarının tespit edildiğine dair mirasçılık belgesinin mevcut olmadığı, sadece kayyım adayı …’in soyut beyanları doğrultusunda davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece; kayyım atanmasına ilişkin davalarda re’sen araştırma ilkesi geçerli olduğu (HMK.m.385/2) dikkate alınarak, dava ile ilgili kanun hükümleri ve kanunun amacı gözetilerek ve sadece kayyım adayının beyanı ile yetinilmeden, dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının ilk tesisinden itibaren bütün tedavülleri ve dayanak belgelerinin tapu müdürlüğünden, vergi kaydıyla ilgili bilgi ve belgelerin belediye başkanlığı ile vergi dairesinden getirtilip kayıt ve belgelerde kimlik bilgilerinin bulunması halinde nüfus müdürlüğünden ilgililerin nüfus aile kayıtları istenip tapu kaydı malikleriyle irtibatlarının araştırılması, varsa mirasçılara ilişkin mirasçılık belgelerinin getirtilerek taşınmazla ilgileri tespit edildikten sonra toplanan bütün deliller birlikte değerlendirilip oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi yerine eksik inceleme ve araştırmayla davanın reddine görülmemiştir.
SONUÇ: Davacı … Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, usul ve yasaya uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMKnun Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMKun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMKnun 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, 05.10.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, temsil kayyımı atanması istemine ilişkindir.
Davacı tarafından derdest olan… 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin kamulaştırma bedelinin tespit ve tesciline dair 2014/267 Esas sayılı dava dosyasında, dava konusu edilen parsel malikleri’nin kim olduklarının ve nerede olduklarının tesbit edilememesi nedeniyle temsil kayyımı atanması istenilmiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dairemizce eksik inceleme ve araştırma nedeniyle ve ayrıca somut olayda taşınmaz maliklerinin kimler ve nerede oldukları tespit edilemediğinden yönetim kayyımı atanması gerektiğine işaret edilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Temsil kayyımlığını gerektiren haller Türk Medeni Kanununun 426. maddesinde 3 bent halinde düzenlenmiştir. Konumuzu ilgilendiren 1. bentte ergin birkişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebeble ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir temsilci atayabilecek bir durumda değilse, vesayet makamı ilgilisinin isteği üzerine veya re’sen temsil kayyımı atar.
Yargıtay uygulamalarında ve öğretide kabul edildiği üzere; temsil kayyımlığı, kişinin temsili ile ilğilidir. Ergin kişi hastalığı, bulunduğu yerin bilinmemesi, uzun süreden beri haber alınamaması ( ki, kanunda bu durum başka bir yerde bulunması veya benzeri bir sebep olarak ifade edilmiştir.) nedeniyle acele yapılması gereken hukuki işlemlerini yapamıyor ve bu işlemleri kendi adına yapacak bir yasal temsilci de atayamıyorsa, bu kimse hakkında davayı takip için bir kayyım atanması gerekecektir. Temsil kayyımı adında da anlaşılacağı üzere kişinin temsili için atanmaktadır.
Hangi hallerde yönetim kayyımı atanacağı ise, Türk Medeni Kanunu’nun 427. maddesinde 5 bent halinde düzenlenmiştir. Konumuzu ilgilendiren 1. bent’e göre bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de bilinemezse vesayet makamı tarafından bir yönetim kayyımı atanır.
Yönetim kayyımları, para ve malların bakım ve yönetimiyle ilgili idare işlerini yapmak, malların korunması ile ilgili gerekli kararları ve tedbirleri almak üzere atanırlar. Ve bu konularda vesayet makamına rapor ve bilgi vermekle yükümlüdürler.
Görüldüğü gibi, temsil kayyımı kişinin temsili için atandığı halde; yönetim kayyımı, mal, para gibi değerleri yönetmek için atanır.
Yönetim kayyımlığı süreklilik göstermekte ve vesayet makamının denetimi ve gözetimi altında bulunmakta, temsil kayyımı ise temsil etmesi için görevlendirildiği işle sınırlı olarak görevi ifa etmektedir.
Buradan hareketle de temsil kayyımlığı, kayyımın yapmakla görevlendirildiği işin bitirilmesiyle sona ermekte, yönetim kayyımlığı ise kayyımın atanmasını gerektiren sebebin veya kayyımın görevden alınmasıyla sona ermektedir. ( TMK md. 477/1-2) Ayrıca, Vesayet Hukukuna hakim olan ilkelere göre; temsil kayyımı atanabilecek bir halde yönetim kayyımı, yönetim kayyımı atanabilecek bir halde yasal danışman ve yasal danışman atanabilecek halde vasi atanması cihetine gidilemez. Vesayet hukukundaki düzenlemeler kamu düzenini ilgilendirdiğinden hakim talep olmasa dahi bu sıralamayı re’sen gözetmek zorundadır. Bu itibarla da temsil kayyımı atanabilecek halde yönetim kayyımı atanamaz.
Esasen Yargıtayın istikrarlı içtihat ve uygulaması şimdiye kadar bu şekilde süre gelmiştir.
Bu maddi ve hukuki vakıaların açıklanmasından sonra somut olaya dönüldüğünde;
… 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülmekte olan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davasına konu taşınmaz maliklerinin kim oldukları ve nerede oldukları bilinmemesi nedeniyle sadece bu davada bu kişileri temsil etmek üzere temsil kayyımı atanması istenmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmamaktadır. Esasen bu durumda yönetim kayyımı atanmasına ihtiyaç ve gerek de bulunmamaktadır.
Ne var ki; mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm için yeterli değildir. Gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan ve deliller toplanmadan ve yasaya uygun gerekçe açıklanmadan verilen red kararında isabet yoktur. Dairemiz çoğunlugunun eksik inceleme ve araştırmaya yönelik bozma gerekçesi yerindedir.
Ancak, yönetim kayyımı atanması gerektiğine işaret eden bozma nedeni yerinde değildir. Mahkemece yapılacak iş, bozma ilamında açıklandığı gibi inceleme ve araştırma yapılarak hasıl olacak sonuç dairesinde ya temsil kayyımı atanması veya red kararı verilmesin den ibaret olmalıdır.
Bu nedenlerle, eksik inceleme ve araştırmaya yönelik bozma nedenine iştirak etmekle birlikte, neticede yönetim kayyımı atanmasına dair bozma düşüncesine katılamıyorum.