YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/16349
KARAR NO : 2017/16339
KARAR TARİHİ : 06.12.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı vekili, dava konusu 1686 parsel sayılı taşınmazı, 16/05/1995 tarihinde harici senetle 950 m2’lik kısmını eski maliki olan …dan vekil edeni ve vekil edeninin dava dışı kardeşi …. birlikte satın aldıklarını, harici senetle satın aldıkları bölüme bina yapıldığını belirterek dava konusu vekil edeninin binasının olduğu yerin ayrı bir parsel numarası ile vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline, olmadığı takdirde vekil edeninin kullanımında olan yerin paylı mülkiyet şeklinde adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesi gerektiğini, davacı tarafından mahkemeye sunulan belgelerin resmi senet niteliği taşımadığını ve vekil edenlerinin imzalarının olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulü ile; davaya konu 1686 parseldeki davalıların hisselerinin iptali ile, fen bilirkişileri…. nın sunmuş oldukları 26/02/2014 havale tarihli rapor ve eklerindeki A harfi ile işaretli 506,11 m2’lik kısmının tapusunun iptali ile, bu kısmın davacı … adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı bilirkişilerin raporlarındaki B ve C harfleri ile işaretli kısımların ise; imar yoluna terkinine, geri kalan kısmın ise; tespit gibi davalılar adına ve paylı mülkiyet hükümlerine göre payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, haricen satışa dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 1686 parsel sayılı taşınmazın öncesinin 205 parsel sayılı taşınmaz olduğu, dava konusu taşınmazın kök kaydı olan 205 parsel sayılı taşınmazın, harici satım sözleşmesini imzalayan ….ve dava dışı kişi adına 23.03.1984 tarihinde tapulama yolu ile tescil edildiği, 205 parsel sayılı taşınmazın 17.05.1989 tarihinde ifraz sebebi ile iki kısma ayrıldığı, tapu malikleri davalıların murisinin ise ifraz sonucu oluşan dava konusu 1686 parsel sayılı taşınmazda 29.08.1995 yılında satış yolu ile malik olduğu, davalılar … ve …’in ise intikal ve satışlar ile dava konusu taşınmazda malik olduğu anlaşılmaktadır.
Yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, dava konusu taşınmaz davacının zilyetliğinin başlangıcı olarak beyan ettiği ve haricen satışa konu edildiği 16.5.1995 tarihinde tapuda kayıtlı bulunmaktadır. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olmayıp, tapuda kayıtlı taşınmazların harici satışı da TMK’nun 706, 6098 sayılı TBK’nun 237, 818 sayılı BK’nun 213, 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 ve 89. maddeleri gereğince resmi şekilde yapılmadıkça hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz ve satın alana herhangi bir hak bahşetmez. TMK’nun 706. maddesinde öngörülen resmi şekil bir ispat şartı olmayıp bir geçerlilik şekil şartıdır. Bu husus 6098 sayılı TBK’nun 237.maddesinde “Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için resmi şekilde düzenlenmesi şarttır.” şeklinde açıklanmıştır. Bu sebeple resmi memur önünde yapılmayan harici satış senetlerine değer verilemez ve buna dayalı olarak iptal ve tescil isteğinde bulunulamaz.
Saptanan olgular karşısında, Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde ve hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 06.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.