YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/11176
KARAR NO : 2017/13019
KARAR TARİHİ : 17.10.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Temyiz olunan 20.04.2015 tarihli ek karar HMK.nun 346/1. maddesi gereğince kanuni temyiz süresinin geçirilmesi nedeniyle, temyiz isteminin yerel mahkemece reddine ilişkindir.
01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nun 321. maddesinin 2. fıkrasına göre; kararın tefhimi için hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanamadığı ve bu nedenle zorunlu olarak hüküm özetinin tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir. Bu hüküm doğrultusunda, hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte tefhim edilmediği hallerde gerekçeli kararın taraflara tebliği zorunludur (Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’nın (İkinci Bölüm) 20.03.2014 gün ve 2012/1034 Başvuru sayılı kararı da aynı yöndedir).
Mahkemece, taraflara tefhim edilen kısa kararda (hüküm özeti) hükmün tüm unsurları yer almakla birlikte kararın gerekçesinin tefhim edilememesi halinde temyiz süresi gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlar. Ancak, hüküm tüm unsurları ve gerekçesi ile birlikte tefhim edilmiş ise artık hükmün HMK’nun 321/2. maddesine göre usulüne uygun ve eksiksiz bir biçimde tefhim edildiği kabul edilir ve temyiz süresi tefhim tarihinden itibaren başlar.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanun‘un 363 ve 364. maddelerinde yer alan ve temyiz süresinin başlangıcına esas alınan tefhim kavramının “hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklandığı hal” olarak anlaşılması zorunludur.
Bu açıklamalar doğrultusunda 18.02.2015 tarihinde hüküm tüm unsurları ve gerekçesi ile birlikte tefhim edilmemesi nedeniyle, temyiz süresinin tebliğden itibaren başladığının kabulünün gerektiği, gerekçeli kararın davacı vekiline 08.04.2015 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilinin 17.04.2015 tarihinde kararı temyiz ettiği, 20.04.2015 tarihinde temyiz isteminin süreden reddine karar verildiği davacı vekilinin iş bu ek kararı da süresi içerisinde 04.05.2015 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmıştır.
Bu durumada, Yerel Mahkemenin davacı vekilinin temyiz isteminin reddine dair 20.04.2015 tarihli ek kararının BOZULARAK KALDIRILMASI ve davacı vekilinin asıl karara karşı temyiz itirazlarının incelenmesi gerekmiştir.
İİK’nun 4949 sayılı Kanun’la Değiştirilen 363/1. maddesinin son cümlesindeki kesinlik sınırının aynı Kanunun Ek 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca 01.01.2015 tarihinden itibaren artırılan miktarı dikkate alındığında temyize konu değerin 5.980,00 TL’yi geçmediği anlaşıldığından mahkeme kararının temyiz kabiliyeti yoktur.
SONUÇ : Yukarda açıklanan nedenle temyiz dilekçesinin REDDİNE, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 17.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.