YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/4202
KARAR NO : 2017/16362
KARAR TARİHİ : 06.12.2017
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı alacaklı 01.11.2014 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 07.08.2015 tarihinde haciz ve tahliye talepli olarak başlattığı icra takibi ile 2015 yılı Temmuz ve Ağustos ayları kira bedeli 3.000.00 TL ve muaccel hale gelen kira bedeli 13.500.00 TL olmak üzere toplam 16.500.00 TL kira alacağının faiziyle tahsilini talep etmiş, ödeme emri davalı borçlular….. ve …ye 08.08.2015 tarihinde ayrı ayrı tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu…. 10.08.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, müvekkili şirketin alacaklı olarak görünen kişiye herhangi bir borcu bulunmadığı, ödeme emrine konu kira bedellerinin ödendiğini, ayrıca muaccel hale gelen kira alacağının talep edilemeyeceği gibi bu alacağa faiz işletilmesinin de hukuka aykırı olduğunu bildirerek borca, faize ve ferilerine itiraz etmiştir. Davalı borçlu … vekili 12.08.2015 tarihli itiraz dilekçesinde; alacaklının yetkisiz iera müdürlüğünde takip başlattığını, müvekkilinin adresinin …/… olup, yetkili icra dairesi ve mahkemelerinin … İcra Müdürlükleri ve Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin alacaklıya hiçbir borcu bulunmadığını bildirerek borca, faize ve tüm ferilerine itiraz etmiştir. Ödeme emrine davalı borçlular tarafından itiraz edilmesi üzerine, davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak davalı kiracıların yetkiye ve esasa yönelik itirazının kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur.
Mahkemece, davalı….. vekilinin süresinde itirazı nedeniyle takibin durduğu, davalı …nin herhangi bir itirazının olmadığı, 6098 sayılı TBK’nuna göre tarafların tamamı tacir değilse vadesi gelmeyen kiraların muaccel olmayacağı gibi, bu şekilde muaccel olacak kiralar için istenebilecek kiraların hesabı ihtilaflı olup yargılamayı gerektireceğinden genel mahkemeye gidilmesi gerektiği, faizin icra müdürlüğünce karar altına alınan kısım için yasal olarak hesaplanması gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü, davalı …. yönünden itirazın kaldırılmasına, diğer davalı …. yönünden açılan davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan takibe itirazın kaldırılması ve tahliye istemlerine ilişkindir.
6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun’unun kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 346.maddesinde; kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı kanunun görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76’ncı, faize ilişkin 88’nci, temerrüt faizine ilişkin 120’nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138’nci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346.maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın Geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun’ da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331 340, 343, 344, 346 ve 354’ncü maddelerinin 1.7.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.
İcra takibinde ve davada dayanılan ve hükme esas alınan 01.11.2014 başlangıç tarihli ve altı ay süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesinde kiralanan işyeri olarak kullanılmak üzere davalı kiracılara kiralanmıştır. Sözleşmenin özel şartlar bölümü 12. maddesinde, bir aylık kira bedeli süresi içinde ödenmediği takdirde kira dönemi içinde kalan diğer ayların kira bedellerinin herhangi bir ihtara gerek kalmaksızın kendiliğinden muaccel olacağı kararlaştırılmıştır. Davacı alacaklı 07.08.2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile Temmuz ve Ağustos 2015 ayları kira bedelleri ile sözleşmedeki muacceleyet şartı gereğince muaccel hale gelen sözleşme sonuna kadarki kira bedellerinin tahsilini istemiştir.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 346 maddesinin ikinci cümlesi, kira sözleşmelerine konulan muacceliyet şartlarını geçersiz kılmış ise de. kiralanan işyeri amaçlı kullanılmak üzere kiralanmış olup, davalı kiracı …..Ticaret Kanunu anlamında tacir sayılan Limited şirket olduğundan sözleşmede kararlaştırılan muacceliyet şartını geçersiz kılan yasa hükmü 6353 Sayılı Kanunun 53.maddesi ile değişik 6217 Sayılı Kanunun Geçici 2.maddesi hükmü gereğince erteleme kapsamındadır. Bu durumda mahkemece tacir kiracı şirket hakkında TBK.nun 346.maddesinin 01.07.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süre ile uygulanamayacağı gözetilerek muacceliyet şartı gereğince istenen kiralar yönünden muacceliyet koşulunun geçerli olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılarak sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Ayrıca UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede davalı kiracı …nin icra takibine 12.08.2015 tarihinde süresinde itiraz ettiği anlaşılmaktadır. Bu husus dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, davalı kiracı …nin takibe itiraz etmediğinin kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Karar bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMKnın 428. Maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca İİK’nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 06.12.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verilmiştir.