YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/27009
KARAR NO : 2017/19125
KARAR TARİHİ : 27.11.2017
MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı işyerinde 01/04/1994 tarihinden 01/12/2005 tarihine kadar yurt içi ve yurt dışı şantiyelerde güvenlik elemanı olarak çalıştığını, aylık net 900 dolar ücret aldığını, davacının zorunlu olarak izne çıkarıldığını ve izin bitim tarihinden sonra işbaşı yaptırılmadığını, bu suretle iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, kıdem ve ihbar tazminatlarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının şirkette belirli dönemlerde ve belirli projeler halinde çalıştığını, iş akdini kendisi sona erdiren davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağını, davacının son olarak saat ücreti 2,18 dolar karşılığında çalıştığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece verilen ilk karar davalı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 27/04/2015 tarihli 2014/11766 E. 2015/24664 K. sayılı ilamı ile ;
” 1-Usul yönünden;
a) 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi gereğince kararda tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler belirtilmelidir.
Dosya içeriği ve mahkeme kararı incelendiğinde alınan tanık ifadesi yönünden maddi olgunun hatalı tespit edildiği, bu durumun usulün yukarıda belirtilen kuralına aykırılık teşkil ettiği anlaşılmıştır. Hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
b) Açılan dava kısmi davadır. Kısmi dava, talep edilen edilen miktar yönünden eda, bakiyesi için tespit niteliğindedir. Mahkemece dosya içinde üç ayrı hesap raporu alınmasına rağmen hangi rapordaki hangi miktarın esas alındığı gerekçede belirtilmemiştir. Bu konudaki çelişki giderilmeden karar verilmesi isabetsizdir.
2-Esas yönünden ;
a) Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı işçi, aylık ücretinin 900 dolar olduğunu iddia etmiş, davalı işveren ücretin 2,18 dolar /saat olduğunu savunmuştur.
Mahkemece bordrodaki ücretin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, bankaya yatırılıp yatırılmadığı, bankaya yatırılan tüm miktarın gerçek ücreti gösterip göstermediği araştırılmadığı gibi, davacının çalışma dönemi ve görevi belirtilerek ilgili sendikalarla, işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği de belirlenmemiştir. Davacının yaptığı iş, kıdemi ve tanık beyanları birlikte değerlendirmeye tabi tutularak aldığı ücret tespit edilip işçilik alacaklarının buna göre hüküm altına alınması gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması bozma nedenidir.
b) Hüküm altına alınan alacakların net mi yoksa brüt mü olduğunun hükümde belirtilmemesinin infazda tereddüte yol açacağının düşünülmemesi de hatalıdır. ” gerekçesiyle bozulmuştur.
Bozma kararı sonrası mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulüne hükmedilmiştir
D) Temyiz:
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Dairemizin ilk bozma kararına ve mahkemenin ilk kararının gerekçe içeriğine göre davacı açısından hizmet süresi yönünden usuli kazanılmış hakkın sözkonusu olmadığı gözetilerek yapılan temyiz incelemesinde;
Mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verilmesine rağmen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi gereğince kararda tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler belirtilmeden hüküm kurulmuş, hizmet süresi ve hesaba esas ücret taraflar arasında ihtilaflı olduğu halde hizmet süresinin ne şekilde tespit edildiği açıklanmamış ve gerekçelendirilmemiş, bilirkişi raporuna atıfla yetinilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, davacı işçi son aylık ücretin net 900 USD olduğunu ileri sürmüş, davalı işveren 2,18 USD saat ücretini savunmuştur. Davacı tanığı davacının iddiasını doğrulamış ve ücret araştırmasına gelen cevapların savunmanın bile altında kaldığı anlaşılmıştır.
Hükme esas alındığı belirtilen bilirkişi raporuna göre mahkemece savunmaya göre olan ücret esas alınarak 3 yıl 4 ay 12 gün hizmet süresi üzerinden tazminatlar hüküm altına alınmıştır.
Fazla mesai ve tatil gibi tahakkuk içermeyen kimi bordro içeriklerinde davacının ücretinin 750 USD olduğu görülmektedir. Davacının kıdemi, yaptığı iş, davacı tanık ifadesi ve bordro içerikleri ile işçinin yurt dışında harcaması için elden verilen bir miktar da dikkate alındığında son aylık ücretin net 850 USD olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davacı işçinin net 850 USD ücret aldığı kabul edilmeli, hizmet süresinin kesintili kabul edilmesi yerinde ise de; bu konuda tüm dosya evrakı ve bilirkişi raporları bir değerlendirmeye tabi tutularak, tarafların bu konudaki iddia ve savunmaları da değerlendirilerek sonuca gidilmelidir. Eksik inceleme ile hizmet süresi yönünden gerekçesiz olarak karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
İlk kararda verilen miktarlar yönünden oluşan kazanılmış usuli hak da gözden kaçırılmamalıdır.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 27/11/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.