YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/19811
KARAR NO : 2017/15784
KARAR TARİHİ : 28.11.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı, taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davasına konu edilen 2134 parselde kayıtlı taşınmazın 437 m2’lik bölümünün ve bu bölüm üzerinde bulunan muhdesatların kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar … ile … taşınmaz üzerindeki muhdesatların davacı tarafından yapıldığını, mülkiyetinin davacıya ait olduğunu açıklamışlar, davalı … ise muhdesatların babaları tarafından yaptırıldığını açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyma kararı verilerek yapılan yargılama neticesinde davanın kabulü ile 2134 parsel üzerinde bulunan 16.12.2013 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide gösterilen kargir ev, kerpiç oda ile ahşap ahır ve samanlıktan oluşan muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine, 16.12.2013 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide gösterilen kargir ev, kerpiç oda ile ahşap ahır ve samanlıktan oluşan muhdesatın yer aldığı 2134 parseldeki 437m2 yüzölçümlü taşınmaz bölümünün de mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın kabulüne ilişkin önceki hüküm, Dairemizin 28.1.2016 tarih, 2014/16903 Esas ve 2016/1465 Karar sayılı ilamı ile özet olarak; “…Mahkemece muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken, muhdesatın davacıya aidiyetine karar verilmesinin doğru görülmediği,… Bundan ayrı, davacı dava dilekçesinde belirtilen muhdesatların yer aldığı 2134 parseldeki 437 m2 yüzölçümlü taşınmaz bölümünün de mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiş, ne var ki mahkemece bu istek hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmediği, ..Kabule göre ise; davacı tarafından meydana getirildiği belirlenen muhdesatların toplam değeri üzerinden yargılama sonucunda hüküm altına alınacak nispi karar ve ilam harcından, aynı şekilde 6100 sayılı HMK’nun 326/2. madde uyarınca yargılama giderinden davalı …’in, tapudaki miras bırakana ait paydan kendisine düşen miras payı oranında sorumlu tutulması..” gereğine işaret edilmek üzere bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyma kararı verildikten sonra yukarıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
Dava, muhdesatın aidiyetinin tespiti isteğine ilişkindir.
1-) Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre davalı … vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-)Bilindiği üzere 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 684.maddesi hükmünde, bir şeye malik olan kimsenin, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olacağı, bütünleyici parçanın, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parça olduğu, aynı Kanun’un 718. maddesi hükmünde de, arazi üzerindeki mülkiyetin, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklanmıştır. Bu hükümler karşısında taşınmaz üzerinde bulunan ve bütünleyici parça niteliğindeki bina, ağaç gibi muhdesatların taşınmazın arzından ayrı bir mülkiyetinin varlığından söz edilemeyeceğinden kural olarak ve aksine bir kanun hükmü bulunmadıkça muhdesatların mülkiyetinin tespiti dava edilemez ve mahkemelerce de anılan kanun hükümleri gözardı edilerek mülkiyet tespitine karar verilemez.
Ne var ki; çoğun içinde azda vardır kuralı gereğince, muhdesatın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti isteğinin, muhdesatı meydana getirenin tespitini de kapsadığı kabul edilmelidir. Muhdesatın aidiyeti isteğiyle açılan bu tür davalarda, güncel hukuki yararın mevcut olması ve iddianın kanıtlanması durumunda muhdesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesi gereklidir.
Somut olaya gelince; dava konusu 2134 parsel sayılı taşınmaz 1750 m2 yüzölçümünde tarla vasfı nda, ¼ hissesi …, ¾ hissesi tarafların ortak mirasbırakanı …..adına kayıtlı bulunmaktadır. Dosya içeriğine, toplanan delillere, tanık beyanlarına göre 2134 parsel üzerinde bulunan kargir ev, kerpiç oda ile ahşap ahır ve samanlığın davacı tarafından meydana getirildiği sabittir. Mahkemece hükmün birinci paragrafında davaya konu muhdesatların davacı tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verildikten sonra ikinci paragrafında muhdesatın yer aldığı 437 m2 yüzölçümlü taşınmaz mülkiyetinin de davacıya ait olduğunun tespitine karar verildiği görülmüştür. Davacı dava konusu taşınmazda ¼ hisse sahibi olup (437 m2’ye denk gelmektedir), paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda her bir paydaşın payına isabet eden yer değil pay miktarı bellidir. O halde, Mahkemece muhdesatın yer aldığı 437 m2 yüzölçümlü taşınmaz mülkiyetinin de davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı … vekilinin temyiz itirazları bu yönden yerinde olup hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmekteyse de; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aşağıdaki şekilde hükmün düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir (HUMK. m. 438/7).
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün 2.paragrafında yer alan “….ilçesi, Öreğler köyü, Karacalar mevkinde kain 2134 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 16/12/2013 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide gösterilen kargir ev, kerpiç oda ile ahşap ahır ve samanlıktan oluşan muhdesatın yer aldığı 2134 parseldeki 437 m2 yüzölçümlü taşınmaz bölümünün de mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine, ” cümlesinin hükümden çıkarılmasına; hükmün düzeltilmiş bu şekliyle 1086 sayılı HUMK’nun 438/7 maddesi uyarınca ONANMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı bentte gösterilen sebeple REDDİNE, taraflarca HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme talebinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 28.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.