Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2016/4642 E. 2017/6334 K. 20.11.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4642
KARAR NO : 2017/6334
KARAR TARİHİ : 20.11.2017

MAHKEMESİ : FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada … Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/10/2015 tarih ve 2014/145-2015/165 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, müvekkilinin 1990’lı yıllardan beri kullanarak meşhur ve maruf hale getirdiği “…” esas unsurlu tanınmış markaları ile iltibas oluşturan 28.05.2008 tarih ve 2004/13750 sayılı “…+ ŞEKİL” ibareli markasını tescilden itibaren kullanmadığını, müvekkilinin tanınmışlığı nedeniyle tüm mal ve hizmet sınıflarında tescili engelleyebileceğini, davalı şirketin tescil başvurusunda bulunurken kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmayı amaçladığını ileri sürerek davalı adına tescilli 2004/13750 sayılı “…+ ŞEKİL” ibareli markanın 556 sayılı KHK’nın 8/1-b, 8/4, 7/1-i, 14 ve 42/c maddeleri uyarınca hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin “…” ibareli markasının ilki 1984 yılında … olmak üzere Dünyanın bir çok ülkesinde tescilli olduğunu, 1988 yılında da … tescil başvurusu yaptıklarını, müvekkili tescilinin tütün mamüllerini ihtiva eden 34. sınıfta olduğunu, davacının ise farklı bir alanda iştigal ettiğini, 556 sayılı KHK’nın 8/1-b, 8/4 ve 7/1-i maddeleri uyarınca yaptığı talebin hak düşürücü sürenin geçirilmesi ve sessiz kalma yoluyla hak kaybı nedeniyle reddinin gerektiğini, taraf markalarının karıştırılmaya neden olacak derecede benzerliklerinin bulunmadığını, müvekkilinin dava konusu markayı tescil kapsamında yer alan ürünler üzerinde kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ilki 1988 yılında tescilli “…” ibareli markasının bulunduğu, bu markanın daha sonra kullanmama nedeniyle iptal edildiği, bu ibare üzerinde … öncelik hakkının davalıda olduğu, ayrıca davalının aynı ibareyi bir çok ülkede tescil ettirdiği, davacının öncelik hakkına dayalı talebinin reddinin gerektiği, ancak davalının, dava konusu markayı kullandığına ilişkin delil sunmadığı gerekçesiyle 2004/13750 sayılı markanın kullanılmaması nedeniyle hükümsüzlüğüne, öncelik hakkına dayalı hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 556 sayılı KHK’nın 8/3, 8/4 ve 42. maddesine dayalı olarak açılan hükümsüzlük davasında, hükümsüzlüğü istenen markanın tescil tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle geçmiş olmasına ve davalının kötüniyetinin de kanıtlanamamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,20 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 20/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.