YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/13197
KARAR NO : 2017/6476
KARAR TARİHİ : 22.11.2017
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada … 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/11/2014 tarih ve 2014/733-2014/196 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, telekomünikasyon sektöründe faaliyet gösteren müvekkili şirket ile davalılardan … arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalandığını, davalının müvekkili şirkette son olarak gelişmekte olan ürün ve servisler uzmanı olarak çalıştığını, davalı tarafından iş akdinin sona erdirildiğini, taraflar arasında protokol imzalandığını, davalı …’in iş akdinin feshi ile sözleşmenin 10. maddesinde belirtilen rekabet yasağı hükmüne aykırı olarak sözleşmenin sona ermesinden sonra 1 yıl içinde müvekkili şirketin faaliyet alanına giren başka bir şirket olan diğer davalı ….’de çalışmaya başladığını, rekabet yasağının ihlal edilmesi nedeniyle 4857 sayılı İş Kanununun yeni işveren sorumluluğu başlıklı 23. maddesine göre cezai şarttan her iki davalının da müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 40.000,00 TL cezai şartın davalı işçi ve davalı işverenden yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin iş ve ticaret sırlarını işverene zarar verici nitelikte paylaşmasının söz konusu olmadığı, aksinin davacı tarafça ispat edilmesinin gerektiği savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı …. vekili, genel işlem şartı niteliğindeki rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli bulunmadığı savunarak davanın reddine karar verilmesi istenmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı …’in iş akdinin sonlandırılmasından sonra davacı ile aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirkette çalışmasının başlı başına haksız rekabet oluşturmayacağı, davacının davalı işçinin hangi ticari sırlara vakıf olmak suretiyle rakip firmanın menfaatine yarar sağladığının ispat edilemediği, sözleşmede rekabet yasağına yönelik olarak belli bir bölgenin belirlenmemiş olması nedeniyle anılan
sözleşme hükmünün sözleşme tarihi itibari ile yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanununun 348. ve 349. maddelerindeki emredici düzenlemeye ve Anayasanın çalışma özgürlüğü ilkesine aykırı bulunduğu gerekçesiyle davalılardan … aleyhine açılan davanın esastan, …. aleyhine açılan davanın pasif husumet nedeniyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin davalı …. yönünden verilen karara ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin davalılardan …’e yönelik temyiz itirazlarına gelince, taraflar arasındaki rekabet yasağı sözleşmesi iş akdinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak yapmama (ileriye yönelik) edimini içeren akit niteliğindedir. Bu nedenle, uyuşmazlığa yasaya aykırı davranıldığı iddia olunan tarihteki, bir başka deyişle davalı işçinin yeni bir işe girdiği tarihte yürürlükte bulunan Borçlar Kanunu hükümleri uygulanmalıdır. Somut uyuşmazlıkta da, dava konusu eylemin 23.07.2012 tarihinde başka bir işe girmek suretiyle gerçekleştiği ileri sürüldüğüne göre uyuşmazlığa bu tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK 444 vd. hükümlerinin uygulanması gerekir. Ayrıca, anılan maddeler uyarınca rekabet yasağının ihlali halinde zarar tehlikesinin varlığı yeterli olup, somut zararın gerçekleşmesi de gerekmez. O halde, mahkemece uyuşmazlığın 6098 sayılı TBK 444 vd. hükümlerine göre değerlendirilerek çözümü gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin davalı …. yönünden verilen karara ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı … yönünden verilen karara ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.